1. ÜNİTE: XX. YÜZYIL BAŞLARINDA OSMANLI DEVLETİ VE DÜNYA
MUSTAFA KEMAL’İN
HAYATI
Mustafa Kemal’in Ailesi
Mustafa Kemal
Atatürk 1881 yılında Selânik'te doğdu. Babası Ali Rıza
Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Anne
ve Baba tarafından dedeleri 15. yüzyıllarda
Konya ve Aydın'dan
Makedonya'ya yerleştirilmiş Yörüklerindendir.
Milis subaylığı, evkaf kâtipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza
Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım'la evlendi. Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım’ın;
Fatma, Ömer, Ahmet,
Mustafa, Makbule ve Naciye adlarındaki
altı çocuğu vardı. Mustafa
Kemal’in beş kardeşinden dördü
küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule
(Atadan) 1956 yılına kadar yaşadı.
Not: Mustafa Kemal’in dünyaya geldiği 1881 yılı,
Osmanlı Devleti’nin en buhranlı dönemine denk gelmekteydi. hükûmetin çıkardığı Muharrem
Kararnamesi ile Osmanlı Devleti dış borçlarını
ödeyemeyeceğini açıklamış ve Duyunu
Umumiye İdaresi
kurulmuştur.
Bir Önder Yetişiyor
MEKTEBİ VE ŞEMSİ EFENDİ OKULU
Mustafa Kemal okul çağına geldiğinde önce Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının
isteğiyle
Şemsi
Efendi Mektebi'ne geçti.
Mahalle Mektebi ilkokul düzeyinde
eğitim
veren bir okuldu.
SELANİK ASKERÎ RÜŞTİYESİ
İlkokuldan sonra
Selanik Mülkiye Rüştiyesine
(ortaokul) kısa süre devam etti. 1893 yılında
Askeri Rüştiye'ye
girdi ve askerî öğrenimi başladı.
Bu okulda Matematik
öğretmeni
Mustafa Bey, Atatürk’e "Kemal" adını vermiştir.
MANASTIR ASKERÎ İDADİSİ
1896’da Selanik Askerî Rüştiyesini bitiren
Mustafa Kemal, Manastır
Askerî İdadisi (lise) sınavlarına girerek bu okula girmeye hak kazandı.
Lise yıllarında Arkadaşı Ömer Naci aracılığıyla edebiyata, özellikle de şiire ilgi
duymaya başladı ve Namık Kemal ile Tevfik Fikret’in eserlerini okumaya başladı. Bu eserler sayesinde içinde var olan vatan ve millet sevgisi daha da pekişti.
1896-1899 yıllarında
Manastır Askerî İdadisini (Askeri Lise) bitirdi.
Fransızcasını ilerletmek
için okuduğu
kitaplar sayesinde; Jean Jack Rousseau (Jan Jak Ruso), Voltaire (Volter),
Montesquieu (Montesku), Auquste Comte (Ogust Komt) gibi Fransız düşünürlerini yakından tanıdı
ve inkılap, bağımsızlık,
adalet, eşitlik
gibi kavramları bu düşünürlerden öğrendi
HARP OKULU VE HARP
AKADEMİSİ
Mustafa Kemal 13 Mart
1899’da İstanbul’da harp okuluna başladı. Mustafa Kemal’in harp okulundaki öğrenimi sırasında Ali Fuat (Cebesoy), Kazım (Karabekir), Refet (Bele), Cafer
Tayyar (Eğilmez),
Nuri (Conker), Mehmet Arif (Ayıcı), Ali Fethi (Okyar) gibi Millî Mücadele
Dönemi’nin ünlü subayları, aralarında bir
ya da iki devre fark bulunsa da, Mustafa Kemal’le aynı dönemde harp
okulunda bulunmuşlardır.
Mustafa Kemal Harp
okulundan 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu.
Harp okulundan sonra
Harp Akademisine devam etti. 11 Ocak 1905’te Harp akademisinden
beşinci
sırada mezun oldu ve Kurmay yüzbaşı rütbesiyle
askerlik görevine başladı.
MUSTAFA KEMAL’İN FİKİR
HAYATINI ETKİLEYEN GELİŞMELER
İZ BIRAKAN ŞEHİRLER
SELANİK: Mustafa Kemal’in doğup büyüdüğü ve günümüzde Yunanistan’ın sınırları içerisinde kalan Selanik,
Makedonya’nın sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan en gelişmiş şehriydi.
Hem bir liman kenti
olması hem de demir yolu ile ulaşımının olması, Selanik’i önemli
bir ticaret merkezi hâline
getirmişti.
Nüfusunun çoğunluğu Türk olan Selanik’te; Yunan, Ermeni, Bulgar, Yahudi gibi çeşitli din, mezhep ve milletlerden
insanlar bir arada yaşamaktaydı.
Bu etnik ve kültürel
zenginlikle birlikte şehirde farklı kültürlerin yan yana yaşama ortamı sağlanmıştı.
Bu sayede Mustafa Kemal
yeni ve farklı fikirlere karşı açık
olan bir ortamda yetişti.
MANASTIR: Manastır, önemli bir ticaret,
yönetim ve ordu merkeziydi.
Mustafa Kemal, idadide öğrenim gördüğü süreç boyunca, arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle şehirdeki bu hareketliliği yakından takip ediyor ve ülkeyi ilgilendiren meseleler hakkında aralarında tartışıyorlardı.
İSTANBUL: Osmanlı Devleti’nin başkenti olması nedeniyle sosyal, ekonomik ve siyasi açıdan büyük
bir öneme sahipti.
ŞAM: Mustafa
Kemal’in ilk görev yeri, 1905 yılında atanmış olduğu Şam’daki
V. Ordu’dur. Makedonya’ya göre Şam, sosyal ve ekonomik yönden geri kalmış bir yerdi.
Şam’da askerlik görevinin yanı sıra
siyasi faaliyetlerini de sürdüren Mustafa Kemal, burada Vatan ve Hürriyet Cemiyetini kurdu.
SOFYA: Balkan Savaşları’ndan sonra Sofya’ya Ateşemiliter olarak atandı.
FİKİR
HAYATINI ETKİLEYEN YAZARLAR VE DÜŞÜNÜRLER
Mustafa Kemal’in lise
yıllarından itibaren etkilendiği yazar ve düşünürler;
Ziya Gökalp- Milliyetçilik
Namık Kemal-
Vatanseverlik
Mehmet Emin
Yurdakul- Milliyetçilik
Tevfik Fikret-
İnkılapçılık
J.J. Rousseau-
Yurttaşlık Bilinci (Fransız düşünür)
Montesquieu- Cumhuriyetçilik
(Fransız düşünür)
Voltaire- Bilimsellik,
Akılcılık (Fransız düşünür)
MUSTAFA KEMAL’İN ESERLERİ
En önemli eseri
Nutuk’tur.1919’dan 1927’ye kadar geçen zamandaki gelişmeleri
kapsamaktadır.
Ayrıca Mustafa
Kemal’in, askerlikle ilgili birikimlerini aktardığı; “Takımın
Muharebe Talimi”, “Cumalı Ordugâhı”,
“Taktik Tatbikat Gezisi”, “Bölüğün Muharebe Eğitimi” ve “Subay ve Komutan ile Konuşmalar” eserleri de bulunmaktadır.
Cumhuriyet
Dönemi’nde de geometri eğitimini kolaylaştıran “Geometri” eseri de bulunmaktadır.
XX. YÜZYIL BAŞLARINDA
OSMANLI DEVLETİ (Siyasi
Durum)
Osmanlı Devleti XIX.
yüzyıldan itibaren Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabı’nın
etkisiyle yaşanan
gelişmeler
karşısında çok zor durumda kalmıştır. Bir taraftan devletin sınırları içerisinde
yer alan azınlıkların isyanları, diğer taraftan da sömürgecilik
rekabetinde olan Avrupalı
devletlerin Osmanlı
topraklarını işgale başlamaları toprak kayıplarına neden olmuştur.
II. MEŞRUTİYET’İN İLANI:
Mekteb-i Tıbbiye öğrencileri tarafından Yeni Osmanlılar çizgisinde teşkilatlanan İttihat ve
Terakki Cemiyeti üyeleri
Fransız İhtilali’nin yaydığı düşüncelerinden
etkilenmiş
bir örgüttür.
MEŞRUTİYET’İN İLANININ
NEDENLERİ:
Meşrutiyet’i ilan ederek Mebusan Meclisini açmak
İngiltere ve
Rusya’nın Reval’de bir araya gelerek Makedonya ve Boğazlar konusunda
yaptıkları görüşmelerin Osmanlılarda yarattığı tedirginlik.
Osmanlı Devletini
dağılmaktan
kurtarmak için bir an önce Meşrutiyet’in ilan edilmesi gerektiği düşüncesi.
NOT: II. Abdülhamit, 23 Temmuz 1908
tarihinde yeniden Meşrutiyet’i ilan etti ve Kanun-ı Esasi (1876 Anayasası) yeniden yürürlüğe girdi.
MEŞRUTİYET’İN İLANININ SONUÇLARI:
İttihat ve
Terakki Cemiyeti dışında; Osmanlı Ahrar Fırkası, İttihad-ı Muhammedi Fırkası, Fedakaran-ı Millet, Heyeti-i Müttefika-i Osmaniye Fırkası gibi birçok cemiyet kurularak ilk kez çok partili hayata da geçildi.
Meşrutiyetin ilanından sonra 1908 yılında;
Bulgaristan bağımsız oldu, Bosna Hersek toprakları Avusturya tarafından işgal edildi ve Girit’in Yunanistan toprağı oldu.
Meşrutiyet yönetimine karşı olanlar tarafından 31 Mart Ayaklanması (13 Nisan 1909) çıkarıldı.
Ayaklanma, komutanlığını
Mahmut Şevket
Paşa’nın
yaptığı
kurmay başkanlığını Mustafa Kemal’in yaptığı Selanik’ten gelen Hareket Ordusu tarafından bastırıldı.
31 Mart Vakasından
sonra II. Abdülhamit tahttan indirildi ve yerine Mehmet Reşat (V. Mehmet)
tahta çıkarıldı.
31 Mart Ayaklanması’nın
bastırılmasından sonra İttihat ve Terakki Cemiyetinin ülke yönetimindeki etkisi daha da arttı.
Osmanlıcılık ve İslamcılık
akımlarının
sonuçsuz kaldığını gören
İttihat
ve Terakki Cemiyeti, Türkçülük
politikasına ağırlık verdi.
TRABLUSGARB SAVAŞI (1911-1912)
Neden: 1870 yılında birliğini kuran İtalya, sömürge
yarışından
kopmamak gayesi ile 28 Eylül
1911'de Trablusgarb'ı
işgal etti. Not: Trablusgarp, günümüzdeki adıyla Libya, Kuzey Afrika'da
bulunur.
Savaşın
Gelişimi: M.
Kemal, Fethi Bey ve Enver Paşa; Trablusgarp Savaşında Derne, Tobruk
ve Bingazi'de başarılı
mücadeleler yaptılar. Bu gelişme üzerine İtalya, On İki Ada’ya saldırdı.
Çanakkale Boğazı'nı
ablukaya aldı ve Osmanlı Devleti bunun üzerine barış yapmak zorunda kaldı.
Not: M. Kemal'in emperyalist devletlere
karşı
ilk mücadelesidir.
SONUÇ: UŞİ
ANTLAŞMASINA GÖRE:
Trablusgarp ve
Bingazi İtalya'ya
verildi.
Trablusgarp, Dinî
bakımdan Halife'ye bağlı olacak.
On İki Ada, Balkan
Savaşları bitene kadar geçici olarak İtalya'ya bırakılmıştır.
NOT: İtalya, I. Dünya Savaşının
patlak vermesiyle On İki Adayı, Osmanlıya geri vermemiş ve I. Dünya Savaşından sonra imzalanan Paris Barış Konferansında On İki Ada, İtalya'da kalmıştır.
ÖNEMİ:
Osmanlı Devleti ile
İtalya
arasında ilk
yazılı anlaşmadır.
Osmanlı Devletinin
Kuzey Afrika'daki son toprağı olan Trablusgarb kaybedildi.
On İki Ada geçici olarak İtalya'ya bırakıldı.
Fakat sonradan geri alınamadı.
İtalya,
Akdeniz'de önemli bir güç oldu.
NOT: Osmanlı Devleti'nin bu savaştaki başarısızlığı Balkan
devletlerini cesaretlendirmiştir.
I. BALKAN SAVAŞI (1912)
Neden: Rusya'nın (Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan ve Yunanistan ile) Panslavizm
politikasını gerçekleştirme düşüncesi ve Osmanlı Devleti’ni Balkanlardan atmak.(Milliyetçilik
akımının etkisi)
Savaşın
Gelişimi: I.
Balkan Savaşı
ilk olarak 8 Ekim 1912 yılında Karadağ'ın Osmanlı Devleti’ne savaş açması ile başladı.. Osmanlı Devleti-Karadağ, Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan ile savaştı.
Not: Romanya savaşa
katılmamıştır.
Sonuç: Savaşa hazırlıksız yakalanan
Osmanlı Devleti, Bütün
cephelerde yenildi. Savaştan En
kârlı çıkan devlet Bulgaristan oldu. Ordu siyasete karıştı ve Arnavutluk bağımsızlığını
ilan etti.
LONDRA ANTLAŞMASI (30
MAYIS 1913): Balkan
Savaşı’nı sonlandıran antlaşmadır.
Bu antlaşmaya göre; Midye-Enez hattı batısındaki tüm Rumeli
toprakları Balkan devletlerine bırakıldı.
II. BALKAN SAVAŞI (1913)
Neden: I. Balkan Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nden alınan toprakların paylaşılmasında çıkan anlaşmazlık sebebiyle Balkan Devletleri arasında başladı.
Savaşın
Gelişimi: Balkan
Devletleri, Bulgaristan’a savaş ilan etmişlerdir. I.
Balkan Savaşı’na
katılmayan Romanya
da bu savaşa katıldı.
BÜKREŞ ANTLAŞMASI ( 10
AĞUSTOS 1913): Balkan devletlerinin kendi aralarında
yaptıkları bu antlaşma ile Bulgaristan; Romanya, Yunanistan
ve Sırbistan'a bir kısım
toprakları bıraktı.
Not: Balkan devletleri ile Osmanlı
Devleti arasında da ayrı ayrı antlaşmalar yapıldı.
İSTANBUL
ANTLAŞMASI (29 EYLÜL
1913): Bulgaristan
ile Osmanlı Devleti arasında yapıldı. Edirne, Kırklareli ve
Dimetoka Osmanlılara bırakıldı. Bulgaristan ile Meriç Nehri sınır
kabul edildi. Kavala ve Dedeağaç
Bulgaristan'a kaldı.
ATİNA ANTLAŞMASI (14
KASIM 1913): Yunanistan
ile Osmanlılar arasında yapıldı. Ege Adaları Yunanistan'a bırakıldı.
BALKAN SAVAŞLARININ ÖNEMİ:
Balkan
Devletleriyle Osmanlı Devleti arasında Meriç nehri sınır kabul edildi.
Ege adaları
elden çıkmasıyla Ege Denizinin kontrolü kaybedildi.
Arnavutluk bağımsız oldu.
Ordunun siyasete
karışmasının
zararları açıkça
görüldü.
Bugünkü Bulgaristan
sınırı çizildi.
İttihat ve
Terakki Partisi, Babı
Ali Baskını adı verilen darbeyle hükümeti devirmiştir.
Osmanlıcılık fikri
geçersiz hâle gelmesiyle Osmanlı Devleti’ni dağılmaktan kurtarmak ve eski görkemli günlerine geri döndürmek
amacıyla Türkçülük ve Batıcılık gibi çeşitli fikirler ortaya atılmıştır.
OSMANLI DEVLETİNİ DAĞILMAKTAN
KURTARMAK İÇİN ORTAYA ÇIKAN FİKİR
AKIMLARI
OSMANLICILIK; Dil,
din ve etnik farklılıkları gözetmeksizin devletin sınırları içerisinde yaşayan bütün
toplumları bir arada
tutarak bir Osmanlı
milleti yaratma amacını taşıyan fikir akımıdır. Not: Tanzimat döneminde devlet politikası
olan Osmanlıcılık fikri, Balkan milletlerinin isyan edip Osmanlı Devleti’nden
ayrılmasıyla geçerliliğini yitirmiştir.
İSLAMCILIK
(ÜMMETÇİLİK); Hangi milletten olursa olsun
bütün Müslümanları halifenin etrafında toplamayı amaçlayan fikir
akımıdır. Not: II. Abdülhamit döneminde devlet politikası olan İslamcılık
akımı, Arapların bağımsız
devlet kurmak istemeleriyle önemini kaybetmiştir. Osmanlıcılık ve İslamcılık
fikirlerinin devletin dağılmasını
önlemek konusunda geçerliliğini yitirmesiyle Türkçülük fikri önem kazanmıştır.
TÜRKÇÜLÜK
(TURANCILIK); Türkleri millî bir duygu etrafında birleştirmeyi amaçlayan fikir akımıdır. Not: İttihat Terakki döneminde benimsenen bu Türkçülük fikri,
Millî Mücadele’nin başarıya
ulaşmasındaki en önemli faktördür.
BATICILIK; Batı’nın
siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel görüşlerine uygun bir devlet anlayışını savunan akımdır.
Osmanlı Devleti’ni dağılmaktan kurtaramamıştır ama Batı’nın
bilimsel ve teknik örnek
alınması, Türkiye Cumhuriyeti’nin gelişmesinde önemli bir etken olmuştur
XX. YÜZYIL BAŞLARINDA
OSMANLI DEVLETİ (SOSYAL
DURUM)
Balkan savaşları sonrasında kaybedilen topraklarda kalan Türkler, gördükleri
baskılar karşısında Anadolu’ya göç etti. Göçün yaratmış olduğu karmaşa da sosyal
hayatı olumsuz etkiledi.
XX. YÜZYIL BAŞLARINDA
OSMANLI DEVLETİ
(Ekonomik Durum)
Avrupa devletleri
Sanayi İnkılabı’yla beraber hızla ekonomik büyüme
sağlarken
Osmanlı Devleti kendi
sanayileşmesini
gerçekleştiremedi.
Avrupalı ülkelerin rekabetiyle açık pazar haline dönüştü.
1854 yılından sonra
Osmanlı Devleti’nin mali sıkıntıları giderek arttı ve Kırım Savaşı’nda ilk kez dışarıdan borç alındı.
Zamanla borç yükü
arttı.
Osmanlı Devleti,
aldığı
borçların faizini bile ödeyemeyince iflas ettiğini açıkladı. 20 Aralık 1881’de yayımlanan Muharrem Kararnamesi ile alacaklı olan devletler Düyûn-u
Umumiye İdaresini
(Genel Borçlar İdaresi)
kurdular.
Bu idarenin
kurulmasıyla Osmanlı maliyesi alacaklı devletlerin denetimi altına girdi.
Osmanlı Devleti ekonomik bağımsızlığını kaybetti.
I. DÜNYA SAVAŞI (1914-1918)
I. DÜNYA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ VE SAVAŞIN GELİŞİMİ
1914’te başlayıp 1918’e kadar süren I. Dünya Savaşı’na bütün
devletler katılmamış olsa da etkisi
dünya genelinde hissedildiği için adı dünya
savaşı
olarak tarihe geçmiştir.
İTTİFAK DEVLETLERİ: Almanya,
Avusturya-Macaristan, İtalya (Osmanlı ve Bulgaristan sonradan katıldı.)
İTİLAF DEVLETLERİ: İngiltere,
Fransa, Rusya (İtalya
sonradan katıldı.)
Savaşın
Genel Nedenleri: Milliyetçilik akımı, Sömürgecilik yarışı, Ham madde ve pazar arayışı, Devletlerarası bloklaşma, Silahlanma yarışı
Savaşın
Özel
Nedenleri:
Japonya’nın
Uzak Doğu’da sömürgeler
elde etmek istemesi
(Almanlara ait sömürgeleri)
Fransa’nın
Sedan Savaşı’nda,
Almanya’ya kaptırdığı kömür yatakları açısından zengin olan Alsace Lorraine’i (Alsas Loren) geri almak istemesi
Avusturya-Macaristan’ın
kendisi için tehlike olarak gördüğü Sırbistan’ı ortadan kaldırıp
Doğu’ya doğru genişlemek ve Rusya’yı
Balkanlar’dan uzaklaştırmak istemesi
Rusya’nın
Balkanlar’daki bütün Slavları kendi idaresinde birleştirme isteği (Panslavizm politikası)
ve sıcak denizlere ulaşma amacı
Almanya ve İtalya’nın
siyasi birliklerini tamamlaması
ve sömürgecilik rekabetine katılmaları
İngiltere ve
Almanya arasındaki siyasal ve
ekonomik rekabet
İtalya’nın
Akdeniz ve çevresinde yeni sömürgeler
ele geçirmek istemesi
I. DÜNYA SAVAŞIN BAŞLAMASI:
28 Haziran 1914’te
Avusturya-Macaristan Veliahtı François Ferdinand (Fransuva Ferdinand) ve eşi, bir Sırp milliyetçisi tarafından suikast sonucu öldürüldü. Bu olay, İttifak ve İtilaf
devletlerini savaşa sürükledi.
28 Temmuz 1914’te
Avusturya-Macaristan, Sırbistan’a savaş ilan etti. Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunu yanında yer aldı. Rusya ve İngiltere, Sırbistan’ın yanında yer aldı.
Avrupa’da savaşın başlamasıyla birlikte Japonya da Asya’daki yayılmasını
hızlandırmak için, İngiltere’nin yanında yer alarak Almanya’ya savaş ilan etti.
İtalya taraf değiştirerek, İtilaf Devletleri’nin yanında savaşa katıldı.
Osmanlı Devleti,
Rus topraklarını bombalamış ve Almanya’nın
yanında savaşa girmiştir.
Çanakkale
Muharebeleri’nden sonra Bulgaristan, İttifak Devletleri’nin yanında savaşa katıldı.
I. DÜNYA SAVAŞI VE
OSMANLI DEVLETİ
Dünya Savaşı başladığında tarafsız olan Osmanlı Devleti, böyle bir savaşta yalnız kalmamak için ittifak girişimlerinde bulundu. İtilaf Devletleri’nin yanında yer almayı hedefleyen Osmanlı Devleti’nin talebi reddedildi.
İtilaf
Devletleri, Osmanlı
topraklarını aralarında paylaşmayı amaçladıkları için
Osmanlı Devleti’nin savaşa katılmayıp tarafsız kalmasından yanaydı. Osmanlı Devleti tarafsız kalırsa İngiltere ve Fransa, müttefikleri olan Rusya’ya yardım edebilmek için Boğazlardan serbestçe geçebileceklerdi.
Osmanlı Devleti
tarafsız kalması karşılığında; kapitülasyonların kaldırılması, Ege Adaları’nın
kendisine verilmesi, Mısır meselesinin çözümü gibi isteklerde bulundu. Fakat İngiltere ve
Fransa bu isteklere olumlu yanıt vermediler.
Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri’ne yaptığı ittifak önerisinin reddedilmesi üzerine Almanya’ya yakınlaştı. İttihat ve Terakki yöneticileri, Almanya’ya karşı sempati duyuyorlardı ve Almanların savaşı kazanacağına kesin gözüyle bakıyorlardı.
Almanya, Osmanlı
Devleti’ni savaşa
sokarsa yeni cepheler açılacak
ve Almanya’nın savaş yükü de hafifleyecekti. Ayrıca halifeliğin Müslümanlar
üzerindeki nüfuzundan faydalanacak, İngiltere’nin sömürgeleriyle
bağlantısını kesebilecek, cephelerde rahatlayacaktı.
Akdeniz’de bulunan
Almanların iki savaş gemisi olan Goeben (Goben) ve Breslau
(Brislav), İngiliz
donanmasından kaçarak Çanakkale’ye sığınmaları, Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesine yol açan olayların başlangıcı oldu.
Karadeniz’e açılan bu gemiler, Rusya’nın
Sivastopol, Odesa gibi limanlarını top ateşine tuttu (29 Ekim 1914). Osmanlı Devleti’nin savaşa katılmasıyla savaş daha geniş bir alana yayıldı.
V. Mehmet Reşad, halife sıfatıyla cihat ilan etti; Müslümanları İngiltere, Fransa ve Rusya’ya karşı savaşa çağırdı.
OSMANLI DEVLETİNİN SAVAŞTIĞI
CEPHELER
Osmanlı Devleti I. Dünya
Savaşı
sırasında iki farklı cephe türünde
mücadele etti.
A-SINIRLARINDA AÇILAN
CEPHELER
Kafkas, Kanal,
Çanakkale, Irak, Hicaz-Yemen, Suriye-Filistin
B-SINIRLARI DIŞINDA SAVAŞILAN
CEPHELER
Galiçya, Makedonya,
Romanya
KAFKAS CEPHESİ VE 1915
OLAYLARI
Rus limanlarının
bombalanması, Almanların Bakü petrolleri üzerindeki düşünceleri ve Osmanlı Devleti’nin Turancılık
politikası burada savaşı başlatmıştır.
Kafkas İslam
Ordusu:
1917 yılında
Rusya’da yaşanan
Bolşevik
devrimi ile Çarlık rejiminin yıkılmasının ardından Rus
Kafkas Ordusu dağıldı. Kafkasya ve Doğu Anadolu’da Rusya’ya bağlı
Büyük
Ermenistan Devleti’ni
kurmak amacıyla 1917 sonlarında Gürcüler
ve Ermeniler askerî
faaliyetlere başladılar.
3 Mart 1918’de
imzalanan Brest-Litovsk Anlaşması ile Kars, Ardahan ve Batum (Elviye-i
Selâse) Osmanlı Devleti’ne geri verildi. Bu antlaşmadan sonra Rus
birlikleri bölgeden ayrılırken
silahlarını Ermeni ve Gürcülere
bırakarak Osmanlı ile mücadeleyi onlara devretti. Bölgeden
Rusların çekilmesiyle birlikte Ermeni ve Gürcü
çeteleri Müslüman ve Türklere karşı katliamlara başladı.
Bunun üzerine
Azerbaycan Türkleri, Osmanlı Devleti’ne bir heyet göndererek yardım istediler. İstanbul Hükûmeti
de bölgedeki mevcut
durumu değerlendirerek
Azerbaycan Türklerine yardım etmeye karar verdi.
İstanbul Hükûmeti,
Nuri (Killigil) Paşa’nın
komutanlığında,
Azerbaycan Türkleri ve Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti vatandaşı Dağıstanlı gönüllülerden
oluşan
bir Kafkas İslam
Ordusu kurdu.
Harbiye Nazırı
Enver Paşa,
Nuri Bey’e Ferik (Tümgeneral) rütbesi vererek Kafkas İslam Ordusu'nun
komutanlığına
getirdi.
Kafkas İslam Ordusu’yla Bolşevik ve Ermeni Taşnak birlikleri
arasında önemli muharebeler yaşandı.
15 Eylül 1918’de,
Kafkas İslam
Ordusu Halil (Kut) Paşa komutasında Bakü’ye girdi. Böylece şehir düşmandan temizlendi
Sonuç:
Ruslarla
mücadele edildi. Osmanlı ordusu ağır bir yenilgi aldı (kış şartları). Erzincan, Muş, Bitlis,
Trabzon Ruslara geçti.
Ermenilerin olumsuz
tavırları görüldü. Buna bağlı
olarak 1915 yılında Ermeniler Techir Kanunu'na tabi tutuldular.
3 Mart 1918’de
imzalanan Brest-Litovsk Anlaşması ile Kars, Ardahan ve Batum (Elviye-i
Selâse) Osmanlı Devleti’ne geri verildi.
Önemi: I. Dünya Savaşı’nda ilk mücadelenin verildiği cephedir.
1915 Olayları:
Osmanlı Devleti’ni
paylaşma
planı yapan Rusya, İngiltere ve
Fransa; Ermenileri kışkırtarak
Doğu
Anadolu’da bağımsız bir devlet kurmaları için
onları harekete geçirdi.
Hınçak ve Taşnak komiteleri öncülüğünde kurulan
Ermeni çeteleri; Van,
Erzurum, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ gibi Anadolu’nun birçok yerinde Müslüman
halka yönelik katliamlar yaptılar.
Ermenilerin
yaptıkları saldırı ve katliamlar karşısında
Osmanlı Devleti, birtakım tedbirler almak zorunda kaldı. Osmanlı Dâhiliye
Nezaretinin, 24 Nisan 1915’te
yayınladığı
bir genelgeyle Hınçak ve Taşnak komite büroları kapatıldı
ve bu komitelerin üyeleri
de tutuklandı.
Ermenilerin, 1915
olaylarının yıl dönümü olarak her yıl andıkları “24 Nisan” bu genelgenin
yayınlandığı
tarihi işaret
eder.
Alınan bütün tedbirlere
rağmen
Ermenilerin saldırı ve katliamları artarak devam etti. 27 Mayıs 1915’te Sevk ve İskân (Tehcir ya da Zorunlu Göç) Kanunu çıkarıldı.
Bu kanunla
Ermeniler arasından Ruslarla iş birliği içinde olanlar, çeteciler ve isyan hareketine karışanlar zorunlu
olarak göçe tabi tutuldu.
Osmanlı Devleti, I.
Dünya Savaşı
sona erince, 31 Aralık
1918’de Geri Dönüş Kararnamesi yayınladı. Göçe tabi
tutulan Ermenilerden isteyenler geri dönmüş, mal ve mülklerini de geri almışlardır.
Ermeni sorunu
olarak bilinen bu asılsız iddialar, çıkar çevreleri tarafından sürekli
gündemde tutulmaktadır.
KANAL CEPHESİ
Neden: Almanya'nın teşviki ile Osmanlı Devleti İngiltere’nin sömürgeleriyle
bağlantısını keserek insan ve ham madde sağlamasını
önlemek istedi.
Sonuç: Süveyş Kanalı
bölgesinde İngilizlerin
Osmanlı ordusunu
yenilgiye uğrattıkları cephedir. İngiltere 1917’de saldırıya
geçip Sina Yarımadası’nı
alarak Suriye’ye kadar ilerledi.
ÇANAKKALE CEPHESİ
Neden:
İtilaf
Devletlerinin İstanbul
ve Boğazları ele geçirip Osmanlı’yı savaş dışı bırakmak,
Rusya’ya gerekli
askerî ve ekonomik yardımları yapmak,
Rusya’nın buğdayından faydalanmak ve bu cephede kazanılacak başarıyla
birlikte hâlâ tarafsız olan Balkan devletlerini kendi yanlarında savaşa çekmek.
Gelişmeler:
İtilaf
Devletleri, Çanakkale’yi önce denizden geçmeyi denediler. 18 Mart 1915’te İtilaf donanması, Çanakkale
Boğazı’nı
geçmek için harekete geçti.
Nusret Mayın Gemisi
ile Boğaz’a döşenen mayınlar ve kahraman Türk topçusunun başarısı sayesinde İtilaf donanması
büyük kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı.
İtilaf Devletleri’nin beklenmeyen bu başarısızlığı bütün
dünyada büyük
bir yankı uyandırdı.
Deniz yolu ile
Çanakkale’yi geçemeyeceklerini anlayan İtilaf Devletleri, Gelibolu Yarımadası’na asker çıkardılar. 25 Nisan 1915’te çoğunluğu Anzaklardan oluşan İtilaf ordusu,
Seddülbahir, Kumkale
ve Arıburnu’na çıkarma harekâtı
düzenledi.
19. Tümen Komutanı
Yarbay Mustafa Kemal ve emrindeki Türk ordusu; Anafartalar, Conkbayırı,
Arıburnu ve Kireçtepe’de destan yazarak düşmana geçit vermediler.
Çanakkale’de kara
savaşlarında da başarılı olamayan İtilaf
kuvvetleri, Ocak 1916’da
Gelibolu’yu boşalttılar.
Çanakkale
Muharebeleri’nin kazanılmasında Seyit Onbaşı’nın
kahramanlığı,
Nusret Mayın Gemisi komutanı Yüzbaşı İsmail Hakkı’nın
özverisi, 57. Alay’ın fedakârlığı büyük rol oynadı.
Sonuç:
Çanakkale
Muharebeleri’ni Osmanlı’nın kazanmasıyla I. Dünya Savaşı’nın süresi
de uzadı.
Bulgaristan, İttifak
Devletleri’nin yanında savaşa katıldı.
Böylece Almanya ile Osmanlı Devleti arasında kara bağlantısı sağlandı.
Müttefiklerin
yardım götüremediği
Rusya’da Bolşevik İhtilali çıktı.
Rusya’daki Çarlık rejimi yıkıldı.
Bolşevik
İhtilali’nin ardından Rusya savaştan çekildi.
“Anafartalar
Kahramanı” olarak tanınan Mustafa Kemal’in bu cephedeki başarısı,
Millî Mücadele’nin de lideri olmasında etkili oldu
Osmanlı Devleti’nin
Çanakkale’deki kayıplarının büyük çoğunluğu, eğitim seviyesi yüksek insanlardı. Bu yüzden
Cumhuriyet’in ilk yıllarında pek çok alanda yetişmiş eleman bulma sıkıntısı yaşanmıştır.
Dünya Savaşı süresince Osmanlı Devleti’nin zafer kazandığı tek cephe Çanakkale Cephesi’dir.
HİCAZ-YEMEN
CEPHESİ
Neden:
İngiltere Mac
Mahon (Mak Mahon) Planı
ile Mekke Emiri Şerif
Hüseyin’e bağımsızlık vadetmişti. Böylece İngilizlerin desteğini sağlayan bazı Arap kabileleri, Osmanlı egemenliğine karşı ayaklandılar.
Osmanlı kuvvetleri
kutsal yerleri korumak için İngiltere ve Mekke Emiri Şerif Hüseyin’e karşı savaştı.
Özellikle Medine’yi Fahrettin Paşa komutasındaki Türk askeri Medine Müdafaası uzun süre devam etti.
İngiliz casus
Thomes Edward Lawrence (Tomas Edvırd
Lovrıns), Arapları Türklere
karşı
sürekli kışkırtarak, bazı Arap kabilelerinin İngilizlerin yanında yer almasını sağlamıştı.
Sonuç:
İngilizlerin
desteklediği
Araplar bölgede Osmanlı Devleti’nin varlığını sona erdirdiler.
Bu cephede yaşananlar İslamcılık
(Ümmetçilik) politikasının
etkisini kaybettiğini göstermiştir.
Not: Kanal, Suriye-Filistin ve Irak
Cephesi savaşları Ümmetçilik fikrinin çöktüğünü
gösteren cephelerdir. Çünkü
Müslüman
Araplar Osmanlıya karşı İngilizleri
desteklemişlerdir
IRAK CEPHESİ
Neden:
İngilizlerin
Ruslarla birleşerek,
Hindistan yolunu kontrol etme ve petrol bölgelerine
sahip olma düşüncesi etkili olmuştur.
Orta Doğu petrollerini
kontrol altında tutmak ve
Kafkaslar’da Ruslarla birleşmek İngiltere’nin hedefleri arasında yer alıyordu.
Türk kuvvetlerinin İran’a girip İngiliz sömürgesi
olan Hindistan’ı tehdit etmesini
de önlemek istiyordu.
Cephe İngiltere tarafından açılmıştır.
Sonuç:
Osmanlı kuvvetleri,
Selman-ı Pak Muharebesi’nde büyük bir başarı
gösterip Kut’ül Amâre’deki
İngiliz
kuvvetlerini kuşattı. İngiliz kuvvetleri 29 Nisan 1916’da Halil Paşa komutasındaki Türk kuvvetlerine teslim oldu.
İngiliz tümeni, komutanı General Townshend (Tavsınt) ile birlikte esir alındı.
İngilizler, Irak’a daha büyük
bir kuvvet yığarak
karşı
saldırıya geçtiler.
Dünya Savaşı’nın sonuna doğru Irak’taki Türk birliklerinin çoğu İran’a kaydırıldı. İngilizler 1918 sonunda bütün
Musul'u aldılar. Savaşın son yılında
Bağdat’a kadar olan bölgeyi İngiliz kuvvetleri ele geçirdiler
İngilizler I. Dünya Savaşı’nda ilk kez yenilgiye bu
cephede uğramışlardır.
SURİYE-FİLİSTİN CEPHESİ
İngilizler, Kudüs ve Filistin’i işgal etti. Kanal Cephesi’nin devamı niteliğindedir.
Kanal harekâtında
başarılı
olan İngilizler
Suriye'ye kadar ilerlediler.
Ayrıca isyancı Arap
güçleri ile 26 Ekim 1918’de yaptığı Katma Savaşı’nı kazanan Mustafa Kemal, Halep’in beş kilometre kadar kuzeyindeki bölgeyi Türk sınırı olarak belirledi.
Komuta görevi Alman
Limon Von Sanders'ten daha sonra 31 Ekim’de Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na atandı.
Mondros
Mütarekesi’nin imzalanmasının ardından sonra İngilizler Suriye’yi tamamen kontrolleri altına aldı.
Misak-i Millî'de bu
dönemde belirlenmiştir.
GALİÇYA
CEPHESİ: Rusya'nın
Karadeniz kıyısına çıkarma yapması üzerine, Osmanlı Devleti’nin Bulgarlara
yardım etmek amacıyla açtığı cephedir.
MAKEDONYA CEPHESİ: Sırpları desteklemek için Selanik'e
gelen Fransız kuvvetlerinin Bulgarlarla birlikte Osmanlı Devleti’nce
durdurulması için açılmış bir cephedir.
ROMANYA CEPHESİ: Bulgarları Romanya'ya karşı desteklemek için Dobica, Bükreş ve Tuna bölgesinde verilen mücadelelerdir.
SAVAŞ
SONA ERERKEN
1917’de yaşanan en önemli gelişmelerden biri de
Rusya’daki Bolşevik İhtilali’dir (7 Kasım 1917).
İktidara
gelen Bolşevik
yönetimi, İttifak Devletleri ile 3 Mart 1918’de Brest Litowsk Antlaşması’nı
imzalayarak savaştan çekildi.
Bolşevik yönetimi, Çarlık hükûmetinin
bütün
gizli antlaşmalarını
dünya kamuoyuna açıkladı. Osmanlı Devleti’nin paylaşıldığı gizli antlaşmalar da bu şekilde açığa çıktı.
İtilaf
Devletleri, Rusya’nın çekilmesiyle
oluşan
boşluğu ABD ile tamamladılar.
Amerikan ticaret
gemilerinin, Alman denizaltıları tarafından batırılması üzerine ABD, Almanya’ya
savaş
ilan etti (2 Nisan 1917).
ABD savaşa katılınca
savaş
İtilaf
Devletleri’nin lehine sonuçlandı.
Not: ABD, I.
Dünya Savaşı’na
katılarak aynı zamanda ilk kez Monroe (Morö)
Doktrini’nden de ayrılmıştır.
İTTİFAK DEVLETLERİ İLE İMZALANAN
ATEŞKES ANTLAŞMALARI (MÜTAREKE)
Selanik Ateşkes Antlaşması (29 Eylül 1918) ile Bulgaristan savaştan çekildi.
Osmanlı Devleti
bu tehlike karşısında ateşkes istedi ve Mondros Mütarekesi’ni (ateşkes) İtilaf Devletleri ile imzaladı (30 Ekim 1918).
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, iç karışıklıklarının
da artmasıyla birlikte, Villa Gusti Ateşkesi’ni imzalayıp savaştan çekildi (3 Kasım 1918).
Almanya da Rethondes
(Rethıns) Ateşkes Antlaşması’nı (11 Kasım 1918) imzalayarak savaştan çekildi.
I. DÜNYA SAVAŞININ SONUÇLARI
İngiltere, savaştan en kârlı
çıkan devlet oldu.
Almanya,
Avusturya-Macaristan, Rusya ve Osmanlı imparatorlukları savaş sonunda dağıldı.
Bu topraklarda
Türkiye Cumhuriyeti, Polonya, Çekoslovakya, Yugoslavya, Macaristan gibi yeni
millî ve bağımsız devletler kuruldu.
Sömürgecilik anlayışı yerini manda ve
himaye anlayışına bıraktı.
Rusya’da Sosyalizm,
Almanya’da Nazizm, İtalya’da Faşizm gibi yeni siyasi rejimler
ortaya çıktı.
Dünya Savaşı’nda kimyasal
silahlar, denizaltı
ve tank gibi savaş
araçları ilk kez kullanıldı.
Milyonlarca insan
hayatını kaybetti. Dünya barışını
korumak amacıyla Cemiyet-i
Akvam (Milletler Cemiyeti) kuruldu.
Dünya Savaşı sonunda yenilen
devletlerle imzalanan barış antlaşmalarının
koşulları çok ağırdı.
Bu ağır
koşullar, II. Dünya
Savaşı’nın çıkmasının
en önemli
nedenlerinden biri olmuştur.
I. DÜNYA SAVAŞI’NDA ANADOLU
Dünya Savaşı’nın ardından, Anadolu harap ve yıkıktı.
Türk milleti savaş dönemi boyunca açlık
ve yoksulluk nedeniyle çok
fazla insan hayatını kaybetti.
Cephe gerisinde
kalan kadın ve çocuklar çok büyük acılar yaşadılar.
OSMANLI İMPARATORLUĞU’NUN PAYLAŞILMASINI ÖNGÖREN GİZLİ ANTLAŞMALAR
İSTANBUL ANTLAŞMASI (18 MART-10 NİSAN
1915):
İngiltere, Fransa
ve Rusya arasında imzalanmıştır.
Buna göre; Boğazlar,
Midye-Enez çizgisine kadar
Trakya, Gelibolu Yarımadası, Sakarya Irmağı’na kadar Kocaeli
Yarımadası ile İmroz ve Bozcaada savaştan sonra
Rusya’ya bırakılacaktı.
LONDRA ANTLAŞMASI (26
NİSAN 1915):
Üçlü İtilaf
Devletleri, İtalya’yı
kendi yanlarına çekmek için bu antlaşmayı İtalya’yla imzalamışlardır. Bu antlaşmaya göre Antalya, Rodos ve On İki Ada İtalya’ya bırakılacaktı.
SYKES-PİCOT (SAYKS
PİKO) ANTLAŞMASI (26 NİSAN
1916):
Bu antlaşmayla Rusya’ya; Kafkas sınırına yakın yerler, yani Van ve Erzurum illeriyle
Trabzon ve Bitlis illerinin doğu bölümleri;
Sivas, Harput (Elazığ) ve Diyarbakır illerinin bir kısmı bırakılacaktı.
Fransa’ya; Adana
ile Beyrut illeri; Halep, Harput ve Diyarbakır illerinin büyük kısmı; Şam ve Sivas
illerinin bir kesimi ve Cebel-i Lübnan
sancağının tamamı bırakılacaktı.
İngiltere’ye Bağdat ve Basra illerini de içeren Güney Irak bırakılacaktı.
Rusya’nın isteği üzerine Trabzon’a kadar Doğu Karadeniz kıyıları ve Doğu Anadolu da Rusya’ya bırakılacaktı.
ST. JEAN DE MAURIENNE
(SEN JAN DÖ MORYEN) ANTLAŞMASI (17 NİSAN
1917):
İngiltere,
Fransa ve İtalya
arasında yapılan bu antlaşmaya göre; Antalya, Menteşe Sancağı ve Konya ilinin
bir kısmı ile İzmir
ve kuzeyi İtalya’ya bırakılacaktı.
MONDROS MÜTAREKESİ (ATEŞKES ANTLAŞMASI) (30
EKİM 1918)
Mondros Mütarekesi’nin
Maddeleri ve Uygulanması
Savaşın sonlarına doğru Osmanlı Devleti’nde V. Mehmet Reşad’ın vefat etmesiyle VI. Mehmet Vahdettin
tahta çıktı. Sadrazam Talat Paşa istifa etti.
Osmanlı Devleti’ni
savaşa
sokan İttihat
ve Terakki yönetimden çekildi.
Ahmet İzzet Paşa başkanlığında yeni hükûmet
kuruldu ve bu hükûmet Wilson İlkeleri doğrultusunda
imzalanacak bir ateşkes istedi.
İstanbul Hükûmeti
tarafından Bahriye Nazırı
Rauf Bey başkanlığında görevlendirilen heyet, Limni Adası’nın
Mondros Limanı’na gitti. İtilaf Devletleri’ni temsil eden Amiral Calthorope
(Kalthorp) ile -İngilizlerin
Agememnon adlı zırhlı savaş gemisinde 27 Ekim 1918’de ateşkes görüşmeleri başladı.
Yapılan görüşmeler sonucunda
25 madde hâlinde düzenlenen Mondros Mütarekesi imzalandı (30 Ekim 1918).
Mondros Mütarekesi’nin
bazı maddeleri şunlardır:
Boğazlar İtilaf Devletleri’ne açılacak, Karadeniz’e girişler serbest olacak, Karadeniz ve Çanakkale’deki istihkâmlar İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek.
Osmanlı orduları
terhis edilecek; ordunun taşıt, araç gereç, silah ve cephanesine İtilaf Devletleri
tarafından el
konulacak.
Osmanlı Devleti’nin elindeki tüm savaş esirleri ile esir ya da tutuklu bulunan bütün Ermeniler serbest bırakılacak fakat İtilaf Devletleri’nin elindeki Türk savaş esirleri geri verilmeyecek.
İtilaf Devletleri
güvenliklerini tehdit eden bir durum karşısında, herhangi bir stratejik noktayı işgal hakkına sahip olacak (Madde 7).
Vilayet-i Sitte
denilen altı doğu
ilinde (Erzurum, Van, Bitlis, Sivas, Harput, Diyarbakır) herhangi bir karışıklık çıkarsa
İtilaf
Devletleri buraları
işgal
hakkına sahip olacak
(Madde 24).
Toros Tünelleri, İtilaf Devletleri
tarafından işgal edilecek.
Tüm liman ve
tersaneler İtilaf
Devletleri’nin kontrolünde olacak.
Hükûmet haberleşmesi dışındaki telsiz,
telgraf ve kablolar (iletişim hatları) İtilaf Devletleri’nin denetimi altında olacak.
İran içlerinde ve Kafkasya’da bulunan Osmanlı kuvvetleri, I. Dünya Savaşı’ndan önceki sınırlara çekilecek.
Kömür, akaryakıt ve
benzer kaynaklarda, ülkenin ihtiyaçları karşılandıktan sonra, İtilaf Devletleri’ne satın alma kolaylığı sağlanacak.
Suriye, Irak,
Hicaz, Yemen, Asir, Trablusgarp ve Bingazi’de Osmanlı kuvvetleri ve subayları
en yakın İtilaf
Devletleri komutanlığına teslim olacak.
Not: Mondros Mütarekesi’nin 7 ve 24.
maddeleri, İtilaf
Devletleri’nin Osmanlı topraklarında istedikleri yerleri işgal etmelerine
zemin hazırlamıştır.
NOT: MONDROS MÜTAREKESİ’NİN İMZALANMASINDAN
HEMEN SONRA;
İngiltere, Musul’a girerek ateşkese rağmen Osmanlı topraklarındaki ilk işgalini gerçekleştirdi (3 Kasım 1918).
Fransa da Adana ve
çevresini işgal etti.
Yunanistan ve İtalya da
kendilerine vadedilen yerleri ele geçirmek
için işgal hareketlerine başladılar.
13 Kasım 1918’de İtilaf donanması İstanbul’a gelerek Dolmabahçe Sarayı önlerinde
demir attı. Osmanlı Devleti’nin başkenti de fiilen işgal edilmiş oldu.
MONDROS MÜTAREKESİ’NE
YÖNELİK TEPKİLER
İstanbul Hükûmeti’nin Tepkisi:
Mondros Mütarekesi
dört yıldır devam eden savaşı bitirdiği ve beklenen barışı getirdiği düşüncesiyle, İstanbul Hükûmeti
tarafından olumlu karşılandı.
Mondros’tan sonra
hükûmette yaşanan
iç karışıklıklar nedeniyle Ahmet İzzet Paşa Hükûmeti
istifa etti. Tevfik
Paşa
yeni hükûmeti kurdu. Padişah anayasanın kendisine verdiği yetkiyi
kullanarak Mebusan Meclisini dağıttı.
İşgalcilerin baskıları karşısında
Tevfik Paşa
Hükûmeti
de padişaha
istifasını sundu ve yerine İngilizleri
destekleyen politikalar izleyen Damat Ferit Paşa Hükûmeti kuruldu.
Mustafa Kemal’in
Tepkisi:
Mondros Mütarekesi
imzalandığında,
Alman General Liman Von Sanders’in
(Liman Fon Sanders) yerine Yıldırım
Orduları Grup Komutanlığı’na tayin edilen
Mustafa Kemal, antlaşmanın çok
ağır
şartlar
içerdiği ve bağımsızlıkla bağdaşmayan bir antlaşma olduğu konusunda İstanbul Hükûmeti’ni uyarmaya çalıştı.
Mustafa Kemal,
Harbiye Bakanlığı
emrine alınarak İstanbul’a çağrıldı.
13 Kasım 1918’de
Mustafa Kemal, İstanbul’a geldiğinde Dolmabahçe Sarayı önlerinde
demirli olan işgal
donanmasını görünce: “Geldikleri gibi giderler.” sözleriyle
tepkisini gösterdi.
Halkın tepkisi:
Halkın büyük bir çoğunluğu, başlayan işgallerle beraber
İstanbul
Hükûmeti’nin tepkisiz kalması nedeniyle kendiliğinden örgütlenmeye
başladı.
Halk, işgal güçleri karşısında
bulundukları bölgeleri korumak için direniş cemiyetleri kurdu, miting ve protestolarla
işgallerin
haksızlığını tüm
dünyaya duyurmaya çalıştı.
Daha sonra Kuvay-ı
Millîye’yi oluşturan
halk işgalci
güçlere karşı silahlı mücadeleye
geçerek yaşadıkları toprakları korumaya çalıştı.
YENİ BİR
DÜNYA
HAYALİ
1917 yılında İtilaf Devletleri’nin yanında savaşa katılan ABD’nin başkanı Woodrow Wilson (Vudruv Vilsın), her iki tarafın da çıkarlarını
gözettiği iddiasıyla 14 maddelik bir bildiri duyurdu.
Wilson İlkeleri’nin bazı maddeleri şunlardır:
Barış antlaşmalarında ve diplomaside açıklık olacak.
Ekonomik
sınırlandırılmalar kaldırılacak.
Ülkelerin
silahsızlanmalarını sağlayacak karşılıklı
güvenceler verilecek.
Galip devletler mağlup devletlerden
toprak ya da savaş
tazminatı almayacak.
Devletlerarası barışı sağlamak amacıyla Cemiyet-i Akvam (Milletler
Cemiyeti) kurulacak.
Osmanlı Devleti’nin
Türklerin çoğunlukta
olduğu
bölgelerinde Osmanlı egemenliği sağlanacak, Türklerin çoğunlukta olmadığı bölgelerde ise buradaki milletlerin kendi
kendini yönetme hakkı olacak.
Boğazlar bütün
milletlerin gemilerine açık olacak ve bu durum milletlerarası kontrol altında
olacak (12. Madde).
PARİS BARIŞ
KONFERANSI
18 Ocak 1919’da
Paris Barış
Konferansı toplandı. Konferansın toplanma amacı, savaşı kaybeden devletlerle yapılacak olan barışın esaslarını görüşmekti.
Konferansa otuz iki
devlet katıldı.
ABD, İngiltere,
Fransa, Japonya ve İtalya konferansta etkili olan devletlerdi.
Konferansa bizzat
katılan ABD Başkanı Wilson’un temel amacı, Cemiyet-i Akvamın (Milletler Cemiyeti) kurulmasını
sağlamaktı.
DÜNYA SAVAŞI’NI BİTİREN ANTLAŞMALAR
ALMANYA İLE İMZALANAN VERSAİLLES
(VERSAY) ANTLAŞMASI’NA GÖRE:
Almanya, Fransa ve
Belçika’dan daha önceden aldığı bütün toprakları geri verecek.
Almanya’nın bütün
sömürgeleri İngiltere,
Fransa ve Japonya arasında paylaşılacak.
Almanya’da zorunlu
askerlik kaldırılacak, Alman ordusu 100 bin kişiye indirilecek. Deniz kuvvetleri sınırlandırılacak.
Denizaltı ve savaş uçağı yapması yasaklanacak.
Almanya savaş tazminatı (tamirat borcu adı altında) ödeyecek.
AVUSTURYA İLE İMZALANAN SAİNT GERMAİN (SEN
JERMEN) ANTLAŞMASI’NA GÖRE:
Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu parçalandı.
Macaristan,
Çekoslovakya ve Yugoslavya bağımsız
oldu.
Milletler Cemiyetinin
izni olmadan Almanya ile birleşmeyecek.
Avusturya’da
zorunlu askerlik kaldırılacak ve Avusturya ordusu 30 bin kişiyle sınırlandırılacak.
Avusturya savaş tazminatı ödeyecek.
BULGARİSTAN İLE İMZALANAN NEUİLLY (NÖYYİ) ANTLAŞMASI’NA GÖRE:
Güney Dobruca
Romanya’ya; Gümülcine ve Dedeağaç
Yunanistan’a; Tsaribrod ve
Srurmitsa Yugoslavya’ya
bırakılacak.
Bulgaristan’da
zorunlu askerlik kaldırılacak. Ordusu 25 bin kişi ile sınırlandırılacak,
deniz ve hava kuvveti oluşturması yasaklanacak.
Bulgaristan savaş tazminatı ödeyecek.
MACARİSTAN İLE İMZALANAN TRİANNON (TİRİYANON) ANTLAŞMASI’NA GÖRE:
Presburg bölgesi
Çekoslovakya’ya; Bosna Hersek Yugoslavya’ya; Transilvanya Romanya’ya;
Burgerland Avusturya’ya bırakılacak.
Macaristan’da
zorunlu askerlik kaldırılacak, ordusu 35 bin kişi ile sınırlandırılacak,
deniz ve hava kuvveti oluşturması yasaklanacak.
Macaristan savaş tazminatı ödeyecek.
ÖNEMLİ: Bu Antlaşmalarla yenilen İttifak
Devletleri’ne dayatılan ağır şartlar bu devletlerin kamuoyunda derin
bir hoşnutsuzluk
oluşturdu.
Oluşan
hoşnutsuzluk
savaşın
getirdiği
ekonomik yıkımla birleşince Avrupa’da uzun süreli bir barışı sağlamak imkânsız
olmuştur.
%20(200%20x%20200%20piksel).png)

🔔 Görüşleriniz Biçim için Önemlidir.