12. sınıf İnkılap Tarihi 1. Ünite 2.Konu: Millî Mücadele'nin hazırlık süreci
Bu yazıda 12. sınıf T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük 1. ünite “Modern Türk Devletinin Doğuşu” ünitesinin ikinci konusu olan Millî Mücadele'nin hazırlık sürecini özetliyoruz. Mondros Ateşkes Antlaşması'nı, işgalleri, cemiyetleri, Kuvâ-yı Milliye'yi, Samsun'a çıkışı, genelge ve kongreleri, Misâk-ı Millî'yi, Büyük Millet Meclisinin açılışını, Sevr Antlaşması'nı ve Millî Mücadele'nin finansmanını nedenleri ve sonuçlarıyla öğreneceksin. Ünitenin tamamını PDF olarak da indirebilirsin.
Bir bakışta hazırlık dönemi
- 30 Ekim 1918 · Mondros Ateşkes AntlaşmasıOsmanlı Devleti fiilen sona erdi, işgaller başladı.
- 15 Mayıs 1919 · İzmir'in işgaliMillî direniş hızlandı.
- 19 Mayıs 1919 · Samsun'a çıkışMillî Mücadele fiilen başladı.
- 22 Haziran 1919 · Amasya GenelgesiMücadelenin gerekçesi, amacı ve yöntemi belirlendi.
- 23 Temmuz 1919 · Erzurum KongresiManda ve himaye ilk kez reddedildi.
- 4 Eylül 1919 · Sivas KongresiMillî cemiyetler tek çatı altında birleşti.
- 20-22 Ekim 1919 · Amasya Görüşmeleriİstanbul Hükûmeti Temsil Heyeti'ni tanıdı.
- 28 Ocak 1920 · Misâk-ı MillîMillî sınırlar ve tam bağımsızlık ilan edildi.
- 16 Mart 1920 · İstanbul'un işgaliMebusan Meclisi dağıtıldı.
- 23 Nisan 1920 · Büyük Millet MeclisiMillî egemenliğe dayanan yeni devletin temeli atıldı.
- 10 Ağustos 1920 · Sevr AntlaşmasıTBMM tanımadı; antlaşma uygulanamadı.
Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)
Öncesi
I. Dünya Savaşı'nın son yılında dengeler İttifak devletlerinin aleyhine döndü. ABD'nin İtilaf devletlerinin yanında savaşa girmesi cephelerdeki üstünlüğü değiştirdi. Osmanlı orduları Suriye-Filistin ve Irak cephelerinde geri çekiliyordu. Eylül 1918'de Bulgaristan'ın savaştan çekilmesiyle Osmanlı Devleti'nin Almanya ile kara bağlantısı kesildi ve İstanbul tehdit altına girdi. ABD Başkanı Wilson'ın yayımladığı ilkeler arasında “Türklerin çoğunlukta olduğu yerlerde Türk egemenliğinin süreceği” yer alıyordu; Osmanlı yöneticileri bu ilkeye güvenerek adil bir barış yapılacağını umdu. Talat Paşa Hükûmeti istifa etti, yeni kurulan Ahmed İzzet Paşa Hükûmeti ateşkes istedi.
Süreç
Antlaşma, Limni Adası'nın Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Rauf Bey başkanlığındaki Osmanlı heyeti ile İtilaf devletleri adına İngiliz Amiral Calthorpe arasında imzalandı. Başlıca hükümleri şunlardır:
| Hüküm | Anlamı ve sonucu |
|---|---|
| Boğazlar açılacak ve İtilaf devletlerince işgal edilecek. | İstanbul'un güvenliği tehlikeye girdi; Anadolu ile Trakya arasındaki bağlantı kesildi. |
| Ordu terhis edilecek; silah ve cephane teslim edilecek. | Osmanlı Devleti savunmasız bırakıldı. |
| Haberleşme ve ulaşım araçları İtilaf denetimine girecek. | İşgallere karşı örgütlenmenin önlenmesi amaçlandı. |
| 7. madde: İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden bir durumda istedikleri stratejik noktayı işgal edebilecek. | Bütün ülkeyi işgale açık hâle getiren, antlaşmanın en tehlikeli maddesidir. |
| 24. madde: Doğudaki altı ilde (Vilayât-ı Sitte) karışıklık çıkarsa bu iller işgal edilebilecek. | Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlamayı amaçlar. |
Ateşkesten hemen sonra işgaller başladı. İngilizler Musul'u, Urfa'yı, Antep'i ve Maraş'ı; Fransızlar Adana çevresini; İtalyanlar Antalya ve Konya çevresini işgal etti. 13 Kasım 1918'de İtilaf donanması İstanbul'a geldi. İngilizler bir süre sonra Urfa, Antep ve Maraş'ı Fransızlara bıraktı.
Sonuç ve önemi
Mondros'la Osmanlı Devleti fiilen sona erdi. Ordusu dağıtılan ve haberleşmesi denetim altına alınan devlet, işgallere karşı koyamaz hâle geldi. Ancak halk işgalleri kabul etmedi: Bölgesel direniş cemiyetleri kuruldu, Kuvâ-yı Milliye birlikleri ortaya çıktı. İşgaller, Millî Mücadele'yi başlatan temel nedendir.
- Nasıl sorulur: Maddeler verilir, hangi amaca yönelik olduğu sorulur. “Mondros'un en tehlikeli maddesi hangisidir? Neden?” sorusu çok sık gelir.
- Beklenen cevap: 7. madde; çünkü İtilaf devletlerine istedikleri her yeri işgal etme imkânı verir. 24. madde ise Ermeni devleti kurma amacına yöneliktir.
- Çeldirici: “Mondros ile Osmanlı Devleti hukuken sona ermiştir.” ifadesi yanlıştır; devlet fiilen sona ermiştir. Hukuken sona eriş saltanatın kaldırılmasıyla (1922) gerçekleşir.
- Karıştırma: 7. madde bütün ülkeyi, 24. madde yalnızca doğudaki altı ili ilgilendirir. Mondros bir ateşkes, Sevr bir barış antlaşmasıdır.
Paris Barış Konferansı ve İzmir'in işgali (1919)
Öncesi
İtilaf devletleri savaş sırasında yaptıkları gizli antlaşmalarla Osmanlı topraklarını aralarında paylaşmıştı. Bu paylaşımda İzmir ve çevresi İtalya'ya bırakılmıştı. Ancak savaşın sonunda iki gelişme planları değiştirdi: Rusya 1917'deki ihtilal nedeniyle savaştan çekildi; ABD ise gizli antlaşmaları tanımadığını açıkladı. Wilson İlkeleri yenilen devletlerden toprak alınmasına karşıydı; İtilaf devletleri bu engeli aşmak için manda ve himaye sistemini geliştirdi.
Süreç
Ocak 1919'da toplanan Paris Barış Konferansı'nda yenilen devletlerle yapılacak barışın esasları görüşüldü. İngiltere, Akdeniz'de güçlü bir İtalya istemiyordu; bu yüzden İzmir ve çevresinin Yunanistan'a verilmesini sağladı. Yunanistan, bölgede Rumların çoğunlukta olduğunu öne sürdü. Konferansta ayrıca Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulması da gündeme geldi.
15 Mayıs 1919'da Yunan birlikleri İtilaf donanmasının koruması altında İzmir'e çıktı. Gazeteci Hasan Tahsin işgalcilere ilk kurşunu atarak şehit oldu. İşgal sırasında ve sonrasında halka karşı katliam ve yağma yapıldı. Yunan birlikleri kısa sürede Aydın, Manisa ve Ayvalık yönünde ilerledi.
İşgale yurdun her yerinde tepki gösterildi; protesto mitingleri düzenlendi, telgraflar çekildi. Tepkiler üzerine İtilaf devletleri, Amerikalı Amiral Bristol başkanlığında bir inceleme heyeti gönderdi. Amiral Bristol Raporu'nda bölgede Türklerin çoğunlukta olduğu, işgalin haksız olduğu ve katliamların sorumlusunun Yunanlar olduğu belirtildi.
Sonuç ve önemi
İzmir'in işgali, Türk milletine işgallerin geçici olmadığını ve vatanın parçalanmak istendiğini açıkça gösterdi. Millî bilinç uyandı, Kuvâ-yı Milliye hareketi hızlandı ve Batı Anadolu'da silahlı direniş başladı. Bristol Raporu ise Türk milletinin haklılığını İtilaf devletlerinin kendi temsilcilerinin ağzından ortaya koyan ilk uluslararası belgedir.
Manda: Kendi kendini yönetemeyeceği ileri sürülen bir ülkenin, Milletler Cemiyeti adına büyük bir devlet tarafından yönetilmesi. Himaye: Bir devletin başka bir devletin koruması altına girmesi. Ateşkes: Savaşan tarafların çatışmayı durdurmak için yaptığı anlaşma.
- Nasıl sorulur: “İzmir'in İtalya yerine Yunanistan'a verilmesi neyi gösterir?” ve “Amiral Bristol Raporu'nun Millî Mücadele açısından önemi nedir?”
- Beklenen cevap: İtilaf devletleri arasında çıkar çatışması olduğunu gösterir. Bristol Raporu, Türklerin haklılığını uluslararası alanda ortaya koymuştur.
- Çeldirici: “İşgallere karşı ilk kurşun İzmir'de atılmıştır.” ifadesi yanlıştır. İlk kurşun Aralık 1918'de Hatay Dörtyol'da Fransızlara karşı atılmıştır; Hasan Tahsin'in kurşunu Batı Anadolu'daki ilk kurşundur.
- Karıştırma: İzmir gizli antlaşmalarda İtalya'ya, Paris Konferansı'nda Yunanistan'a bırakılmıştır.
İşgaller karşısında halk, cemiyetler ve Kuvâ-yı Milliye
Öncesi
Dört yıl süren savaş Anadolu'yu yoksullaştırmıştı. Çalışma çağındaki erkeklerin büyük bölümü cephelerde şehit düşmüş ya da sakat kalmış, tarlalar işlenememişti. Hayvan varlığı azalmış, fiyatlar çok yükselmiş, kıtlık ve salgın hastalıklar yayılmıştı. Yollar bakımsız, ulaşım ve haberleşme imkânları sınırlıydı. Ordu terhis edilmiş, silahlar toplanmıştı. İstanbul Hükûmeti ise işgallere karşı çıkmıyor, halktan sakin olmasını istiyordu. Bu ortamda halk kendi imkânlarıyla örgütlenmekten başka çare bulamadı.
Süreç
Mondros'tan sonra kurulan cemiyetler üç grupta incelenir:
| Grup | Cemiyetler | Amaçları |
|---|---|---|
| Millî cemiyetler | Trakya-Paşaeli, İzmir Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak, Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk, Trabzon Muhafaza-i Hukuk, Kilikyalılar, Millî Kongre | Bulundukları bölgenin Türk yurdu olduğunu savunmak ve işgalleri önlemek |
| Azınlıkların kurduğu cemiyetler | Mavri Mira, Etnik-i Eterya, Pontus Rum Cemiyeti, Taşnak ve Hınçak | İşgalleri kolaylaştırmak; Rum ve Ermeni devletleri kurmak |
| Millî varlığa düşman cemiyetler | Sulh ve Selamet-i Osmaniye, Teali-i İslam, Kürt Teali, İngiliz Muhipleri, Wilson Prensipleri | Kurtuluşu padişaha bağlılıkta ya da bir büyük devletin mandasında aramak |
Millî cemiyetlerin ortak özellikleri şunlardır: Bölgesel amaçlarla kuruldular, basın yayın yoluyla seslerini duyurmaya çalıştılar, gerektiğinde silahlı direnişe geçtiler. Aralarında bir bağlantı yoktu; hepsi Sivas Kongresi'nde tek çatı altında birleştirildi.
Kuvâ-yı Milliye, işgallere karşı halkın kendiliğinden oluşturduğu silahlı direniş birlikleridir. İlk direniş güneyde Fransızlara karşı Dörtyol'da başladı; İzmir'in işgalinden sonra Batı Anadolu'da yayıldı. Ayvalık'ta, Aydın, Nazilli ve Salihli çevresinde direniş cepheleri kuruldu.
| Kuvâ-yı Milliye'nin yararları | Kuvâ-yı Milliye'nin yetersizlikleri |
|---|---|
| Düşmanın ilerleyişini yavaşlattı; düzenli ordu kurulana kadar zaman kazandırdı. Halkın direnme azmini canlı tuttu. İç isyanların bastırılmasında görev aldı. | Bölgeseldi; birlikler arasında bağlantı ve ortak komuta yoktu. Askerlik tekniğini yeterince bilmiyordu. İhtiyaçlarını halktan karşılaması zaman zaman şikâyete yol açtı. Düzenli orduları durduracak güçte değildi. |
Doğu Karadeniz'de Pontus Rum Cemiyeti, Trabzon'dan Samsun'a uzanan kıyı şeridinde bir Rum devleti kurmayı amaçlıyordu. Bu iddia asılsızdı; bölgede nüfusun çoğunluğu Türk'tü. Rum çeteleri Türk köylerine saldırarak karışıklık çıkardı ve İtilaf devletlerinin bölgeye müdahalesine zemin hazırlamaya çalıştı. Çetelere karşı önce halk kendi imkânlarıyla, ardından TBMM'nin görevlendirdiği askerî birlikler mücadele etti.
Doğuda ise Mondros'tan sonra boşaltılan Kars, Ardahan ve Batum'da halk millî şûralar kurarak kendi yönetimini oluşturdu. Kars'ta kurulan Millî İslam Şûrası bunların en önemlisidir. Bu yönetimler bölgenin Ermenilere ve Gürcülere bırakılmasını önlemeyi amaçlıyordu.
Sonuç ve önemi
Cemiyetler ve Kuvâ-yı Milliye, Türk milletinin işgalleri kabul etmediğini ve teslim olmayacağını gösterdi. Ancak direniş dağınık ve bölgeseldi; başarıya ulaşması için tek merkezden yönetilmesi gerekiyordu. Mustafa Kemal'in Anadolu'ya geçişiyle bu birlik sağlanacaktı.
- Nasıl sorulur: “Millî cemiyetlerin ortak özelliklerini yazınız.” ve cemiyet-amaç eşleştirmeleri. “Kuvâ-yı Milliye'nin ortaya çıkış nedenleri nelerdir?”
- Beklenen cevap: Nedenler: Ordunun terhis edilmesi, İstanbul Hükûmeti'nin işgallere sessiz kalması, işgallerin ve katliamların yayılması. Ortak özellikler: Bölgesellik, basın yayınla mücadele, sonradan Sivas'ta birleşme.
- Çeldirici: “Millî cemiyetler başlangıçtan itibaren tam bağımsızlığı ve vatanın bütününü savunmuştur.” ifadesi yanlıştır; başlangıçta yalnızca kendi bölgelerini kurtarmayı amaçlamışlardır. Vatanın bütününü savunma düşüncesi kongrelerle gelişmiştir.
- Karıştırma: Mavri Mira İstanbul'da Rum Patrikhanesi çevresinde, Pontus Rum Cemiyeti Karadeniz'de faaliyet gösterir. İngiliz Muhipleri İngiliz himayesini, Wilson Prensipleri Amerikan mandasını savunur.
Samsun'a çıkış ve Havza Genelgesi (Mayıs 1919)
Öncesi
Mustafa Kemal Paşa İstanbul'da geçirdiği altı ayda kurtuluş için çareler aradı; hükûmet üzerinde etkili olmaya çalıştı, arkadaşlarıyla görüştü. Sonunda İstanbul'da kalarak bir şey yapılamayacağını, kurtuluşun ancak Anadolu'da milletle birlikte mümkün olacağını gördü. Bu sırada Karadeniz bölgesinde Rum çetelerinin saldırıları karışıklığa yol açıyordu. İngilizler, olaylar durdurulmazsa Mondros'un 7. maddesine dayanarak bölgeyi işgal edeceklerini bildirdi. İstanbul Hükûmeti olayları yatıştırması için Mustafa Kemal Paşa'yı 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirdi.
Süreç
Resmî görevi bölgede asayişi sağlamak, silahları toplatmak ve direniş örgütlerini dağıtmaktı. Askerî ve sivil makamlara emir verme yetkisi vardı. Mustafa Kemal Paşa bu geniş yetkiyi, asıl amacı olan millî mücadeleyi örgütlemek için kullanacaktı. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı. Hazırladığı raporda bölgedeki karışıklığın sorumlusunun Rum çeteleri olduğunu, Türklerin yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini ve İzmir'in işgalinin haksız olduğunu bildirdi.
Samsun'da İngiliz denetimi olduğu için Havza'ya geçti. 28 Mayıs 1919'da yayımladığı Havza Genelgesi'yle işgallerin protesto edilmesini, yurdun her yerinde mitingler düzenlenmesini, İtilaf devletlerinin temsilcilerine ve İstanbul Hükûmeti'ne protesto telgrafları çekilmesini istedi. Mitinglerde azınlıklara karşı taşkınlık yapılmamasını da özellikle belirtti.
Sonuç ve önemi
Samsun'a çıkışla Millî Mücadele fiilen başladı. Havza Genelgesi millî bilinci uyandırmayı ve işgallere karşı ortak bir tepki oluşturmayı amaçlıyordu. Genelge üzerine yurdun birçok yerinde mitingler yapıldı. Bu gelişmelerden rahatsız olan İngilizlerin baskısıyla İstanbul Hükûmeti Mustafa Kemal Paşa'yı geri çağırdı; o ise çağrıya uymadı.
- Nasıl sorulur: “Mustafa Kemal'in Samsun'a gönderilme nedeni ile gerçek amacı arasındaki fark nedir?” ve “Havza Genelgesi'nin amacı nedir?”
- Beklenen cevap: Resmî görevi asayişi sağlamak ve direniş örgütlerini dağıtmaktır; gerçek amacı millî mücadeleyi başlatmaktır. Havza Genelgesi millî bilinci uyandırmayı amaçlar.
- Çeldirici: “Havza Genelgesi'yle silahlı direniş çağrısı yapılmıştır.” ifadesi yanlıştır; istenen miting ve protesto telgraflarıdır.
- Yorum: Azınlıklara karşı taşkınlık yapılmamasının istenmesi, İtilaf devletlerine işgal için bahane vermeme amacını gösterir.
Amasya Genelgesi (22 Haziran 1919)
Öncesi
Havza Genelgesi halkı harekete geçirmişti; ancak direniş hâlâ dağınıktı ve ortak bir hedefi yoktu. İstanbul Hükûmeti işgaller karşısında etkisizdi ve Mustafa Kemal Paşa'yı geri çağırıyordu. Mücadelenin neden yapıldığını, neyi amaçladığını ve nasıl yürütüleceğini millete açıklamak, dağınık cemiyetleri tek merkezde toplamak gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa Amasya'da Rauf Bey, Ali Fuat Paşa ve Refet Bey'le bir araya geldi; Erzurum'daki Kâzım Karabekir Paşa'nın da onayı telgrafla alındı.
Süreç
| Genelgenin maddesi | Anlamı |
|---|---|
| Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir. | Mücadelenin gerekçesi |
| İstanbul Hükûmeti üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. | İstanbul Hükûmeti ilk kez açıkça eleştirildi; yeni bir otoriteye ihtiyaç olduğu belirtildi. |
| Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. | Mücadelenin amacı ve yöntemi; millî egemenlik düşüncesinin ilk ifadesi |
| Her türlü etki ve denetimden uzak millî bir kurul oluşturulmalıdır. | Temsil Heyeti düşüncesinin ilk ifadesi |
| Anadolu'nun en güvenli yeri olan Sivas'ta millî bir kongre toplanacaktır. | Millî birliği sağlama amacı |
| Her ilden halkın güvenini kazanmış üç delege gizlice yola çıkacaktır. | Delegelerin halkın güvenine dayanması; işgal koşulları nedeniyle gizlilik |
| Askerî ve millî örgütler dağıtılmayacak, komuta başkasına bırakılmayacaktır. | Mondros'un terhis hükmüne karşı çıkıldı. |
Sonuç ve önemi
Amasya Genelgesi, Millî Mücadele'nin gerekçesini, amacını ve yöntemini belirleyen ilk belgedir. Millî egemenlik düşüncesi ilk kez dile getirilmiş, mücadele kişisel olmaktan çıkıp millete mal edilmiştir. Bu yönüyle bir ihtilal bildirisi niteliği taşır. Genelgeden sonra İstanbul Hükûmeti Mustafa Kemal Paşa'yı görevinden aldı; Mustafa Kemal Paşa da Temmuz 1919'da resmî görevinden ve çok sevdiği askerlik mesleğinden istifa ederek mücadeleyi milletin bir ferdi olarak sürdürdü. Kâzım Karabekir Paşa'nın ona bağlılığını bildirmesi mücadelenin devamını sağladı.
- Nasıl sorulur: Genelgeden bir madde verilir; “Bu madde aşağıdakilerden hangisiyle ilgilidir?” diye sorulur. “Amasya Genelgesi'nin Millî Mücadele açısından önemini yazınız.”
- Beklenen cevap: Mücadelenin gerekçesi, amacı ve yöntemi ilk kez belirtilmiş; millî egemenlik ilk kez dile getirilmiş; İstanbul Hükûmeti ilk kez eleştirilmiştir.
- Çeldirici: “Amasya Genelgesi'nde manda ve himaye reddedilmiştir.” ifadesi yanlıştır; manda ilk kez Erzurum Kongresi'nde reddedilmiştir. “Temsil Heyeti Amasya'da kurulmuştur.” ifadesi de yanlıştır; Amasya'da yalnızca düşüncesi yer alır.
- İlk olma özelliği: Millî egemenlikten ilk kez söz eden belgedir. Kurtuluşun gerekçe, amaç ve yöntemini ilk kez ortaya koyan belgedir.
Erzurum Kongresi (23 Temmuz-7 Ağustos 1919)
Öncesi
Mondros'un 24. maddesi ve Paris Barış Konferansı'ndaki görüşmeler Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulacağı endişesini doğurmuştu. Doğu Karadeniz'de ise Pontus Rum çeteleri faaliyet gösteriyordu. Bu tehlikelere karşı Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti ortak bir kongre toplamaya karar verdi. Askerlikten istifa etmiş olan Mustafa Kemal, kongreye delege olarak katıldı ve başkan seçildi.
Süreç
Kongrenin başlıca kararları şunlardır:
- Millî sınırlar içinde vatan bir bütündür, parçalanamaz.
- Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet topyekûn direnecektir.
- İstanbul Hükûmeti vatanın bağımsızlığını koruyamazsa geçici bir hükûmet kurulacaktır.
- Kuvâ-yı Milliye'yi etkin, millî iradeyi hâkim kılmak esastır.
- Hristiyan azınlıklara siyasi egemenliğimizi ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
- Manda ve himaye kabul edilemez.
- Mebusan Meclisi derhâl toplanmalı ve hükûmet işleri meclisin denetimine girmelidir.
Kongre, kararları uygulamak üzere dokuz kişilik bir Temsil Heyeti seçti; başkanlığına Mustafa Kemal getirildi.
Sonuç ve önemi
Erzurum Kongresi toplanış amacı bakımından bölgesel, aldığı kararlar bakımından millîdir; çünkü yalnızca doğu illerini değil, vatanın bütününü ilgilendiren kararlar almıştır. Manda ve himaye ilk kez reddedilmiş, ilk kez geçici bir hükûmetten söz edilmiş, ilk kez bir Temsil Heyeti oluşturulmuştur. Millî sınırlardan ilk kez söz edilmesi bakımından Misâk-ı Millî'nin temelini oluşturur.
Aynı aylarda Batı Anadolu'da Yunan işgaline karşı Balıkesir ve Alaşehir kongreleri toplandı. Bu kongrelerde Kuvâ-yı Milliye birliklerinin ihtiyaçlarının karşılanması ve Yunanlara karşı direnişin örgütlenmesi kararlaştırıldı. Bu kongreler hem toplanış amacı hem de kararları bakımından bölgeseldir.
- Nasıl sorulur: “Erzurum Kongresi neden bölgesel bir kongre olmasına rağmen millî kararlar almış sayılır?” Karar-ilke eşleştirmeleri de sorulur.
- Beklenen cevap: Doğu illerini korumak için toplanmış, ancak vatanın bütünlüğü, manda ve millî irade gibi bütün ülkeyi ilgilendiren kararlar almıştır.
- Çeldirici: “Erzurum Kongresi'nde millî cemiyetler birleştirilmiştir.” ifadesi yanlıştır; birleşme Sivas Kongresi'nde gerçekleşmiştir. Erzurum'daki Temsil Heyeti yalnızca doğu illerini temsil eder.
- Karıştırma: “Millî iradeyi hâkim kılmak” millî egemenlikle, “vatan bir bütündür” millî sınırlarla, “manda ve himaye kabul edilemez” tam bağımsızlıkla ilgilidir.
- İlk olma özelliği: Manda ve himaye ilk kez reddedilmiştir. İlk kez geçici hükûmetten söz edilmiştir.
Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)
Öncesi
Amasya Genelgesi'nde bütün yurdu temsil edecek bir kongrenin Sivas'ta toplanması kararlaştırılmıştı. İstanbul Hükûmeti kongreyi engellemek istedi; Elazığ Valisi Ali Galip'i kongreyi basmakla görevlendirdi, ancak bu girişim sonuçsuz kaldı. İşgal ve ulaşım koşulları nedeniyle birçok delege Sivas'a ulaşamadı. O günlerde bazı aydınlar, güçlü bir devletin, özellikle ABD'nin mandası altına girmeyi tek çıkış yolu olarak görüyordu.
Süreç
Kongrenin başkanlığına Mustafa Kemal seçildi. En uzun tartışmalar manda konusunda yaşandı; sonunda manda ve himaye bir kez daha ve kesin olarak reddedildi. Alınan başlıca kararlar şunlardır:
- Erzurum Kongresi'nin kararları bütün yurdu kapsayacak şekilde genişletilerek kabul edildi.
- Bütün millî cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirildi.
- Temsil Heyeti'nin üye sayısı artırıldı ve heyet bütün yurdu temsil eder hâle getirildi.
- Ali Fuat Paşa, Batı Anadolu Kuvâ-yı Milliye komutanlığına atandı.
- İrade-i Milliye adıyla bir gazete çıkarılmasına karar verildi.
Sonuç ve önemi
Sivas Kongresi hem toplanış amacı hem de kararları bakımından millî bir kongredir. Dağınık direniş tek merkezde toplandı. Temsil Heyeti bir komutan atayarak yürütme yetkisini ilk kez kullandı; bir hükûmet gibi davranmaya başladı. Kongreden sonra Temsil Heyeti, İstanbul'la haberleşmeyi keserek kongreyi engellemeye çalışan Damat Ferit Paşa Hükûmeti'nin istifasını sağladı. Bu, Temsil Heyeti'nin İstanbul Hükûmeti'ne karşı kazandığı ilk siyasi başarıdır.
- Nasıl sorulur: “Erzurum ve Sivas kongrelerini toplanış amacı ve kararları bakımından karşılaştırınız.” ve “Ali Fuat Paşa'nın komutanlığa atanması neyi gösterir?”
- Beklenen cevap: Erzurum toplanışı bakımından bölgesel, kararları bakımından millîdir; Sivas her iki bakımdan millîdir. Komutan ataması, Temsil Heyeti'nin yürütme yetkisini kullandığını, hükûmet gibi davrandığını gösterir.
- Çeldirici: “Manda ve himaye ilk kez Sivas Kongresi'nde reddedilmiştir.” ifadesi yanlıştır; ilk kez Erzurum'da, kesin olarak Sivas'ta reddedilmiştir.
- Karıştırma: Cemiyetlerin birleştirilmesi millî birlik, mandanın reddi tam bağımsızlık, gazete çıkarılması kamuoyu oluşturma amacıyla ilgilidir.
Amasya Görüşmeleri ve Temsil Heyeti'nin Ankara'ya gelişi
Öncesi
Damat Ferit Paşa'nın istifasından sonra kurulan Ali Rıza Paşa Hükûmeti, Millî Mücadele'ye karşı daha ılımlıydı. Yeni hükûmet, Anadolu'daki hareketi denetim altına almak ve ülkede birliği sağlamak için Temsil Heyeti'yle görüşmek istedi. Temsil Heyeti ise Mebusan Meclisinin açılmasını istiyordu.
Süreç
20-22 Ekim 1919'da Amasya'da, İstanbul Hükûmeti adına Bahriye Nazırı Salih Paşa ile Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal görüştü. Görüşmelerde Mebusan Meclisinin toplanması, Sivas Kongresi kararlarının meclisin onayı şartıyla kabul edilmesi ve Türk çoğunluğunun bulunduğu yerlerin işgaline karşı çıkılması kararlaştırıldı. Mustafa Kemal meclisin Anadolu'da güvenli bir yerde toplanmasını önerdi; ancak İstanbul Hükûmeti kararların yalnızca seçim yapılmasıyla ilgili olanını uyguladı ve meclisin İstanbul'da toplanmasında ısrar etti.
Seçimler yapıldı ve Mustafa Kemal Erzurum mebusu seçildi. Temsil Heyeti, İstanbul'daki meclisin çalışmalarını yakından izlemek ve Batı Cephesi'ne yakın olmak için merkezini Sivas'tan Ankara'ya taşıdı; 27 Aralık 1919'da Ankara'ya geldi.
Sonuç ve önemi
Amasya Görüşmeleri'yle İstanbul Hükûmeti, Temsil Heyeti'ni resmen tanımış oldu. Ankara, Millî Mücadele'nin merkezi hâline geldi. Ankara'nın seçilmesinde işgal altında olmaması, Anadolu'nun ortasında güvenli bir yerde bulunması, demiryolu ve telgraf bağlantısının olması, Batı Cephesi'ne ve İstanbul'a yakınlığı etkili oldu.
- Nasıl sorulur: “Amasya Görüşmeleri'nin Temsil Heyeti açısından önemi nedir?” ve “Ankara'nın merkez seçilmesinin nedenlerini yazınız.”
- Beklenen cevap: İstanbul Hükûmeti Temsil Heyeti'ni resmen tanımıştır. Ankara güvenli, merkezî, ulaşım ve haberleşmeye elverişli, cepheye yakın bir şehirdir.
- Karıştırma: Amasya Genelgesi (Haziran 1919) bir bildiridir; Amasya Görüşmeleri (Ekim 1919) İstanbul Hükûmeti'yle yapılan toplantıdır.
Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misâk-ı Millî (28 Ocak 1920)
Öncesi
Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de İstanbul'da toplandı. Mustafa Kemal güvenlik nedeniyle İstanbul'a gitmedi; ancak mebuslarla Ankara'da görüşerek onlardan mecliste bir Müdafaa-i Hukuk Grubu kurmalarını ve Erzurum ile Sivas kongrelerinde belirlenen ilkeleri meclise kabul ettirmelerini istedi. İşgal altındaki İstanbul'da baskı altında çalışan mebuslar bu adı kullanamadı; Felâh-ı Vatan Grubu'nu kurdular.
Süreç
Meclis, 28 Ocak 1920'de Misâk-ı Millî'yi kabul etti. Başlıca maddeleri şunlardır:
| Madde | İlgili olduğu ilke |
|---|---|
| Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığında Türk askerinin elinde bulunan topraklar bir bütündür, parçalanamaz. | Millî sınırlar, vatanın bütünlüğü |
| Kars, Ardahan ve Batum'da gerekirse halk oylamasına başvurulabilir. | Halk oylaması; halkın kendi geleceğini belirlemesi |
| Batı Trakya'nın durumu halk oylamasıyla belirlenmelidir. | Halk oylaması |
| Arap topraklarının geleceği halkın serbestçe vereceği oyla belirlenmelidir. | Halk oylaması |
| İstanbul'un ve Marmara'nın güvenliği sağlanırsa Boğazlar dünya ticaretine açılacaktır. | Başkentin güvenliği; Boğazlar |
| Azınlıklara, komşu ülkelerdeki Müslümanlara tanınan haklar kadar hak verilecektir. | Karşılıklılık; azınlıkların ayrıcalık elde etmesinin önlenmesi |
| Siyasi, adli ve mali gelişmemizi engelleyen sınırlamalar kaldırılmalıdır. | Kapitülasyonların kaldırılması; tam bağımsızlık |
Misâk-ı Millî'nin kabulü İtilaf devletlerini harekete geçirdi. 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edildi; meclis basıldı, bazı mebuslar tutuklanarak Malta'ya sürüldü. Padişah Vahdettin kısa süre sonra meclisi tamamen kapattı.
Sonuç ve önemi
Misâk-ı Millî, Türk milletinin kabul edebileceği en az barış şartlarını ve millî sınırları dünyaya duyuran belgedir. Erzurum ve Sivas kongrelerinin kararları, milletin seçtiği meclis tarafından onaylanarak hukuki bir nitelik kazandı. Misâk-ı Millî, Millî Mücadele'nin siyasi programı oldu; Lozan'a kadar yapılan bütün görüşmelerde esas alındı.
İstanbul'un işgali ve meclisin dağıtılması, Mustafa Kemal'in meclisin İstanbul'da güven içinde çalışamayacağı yönündeki görüşünü doğruladı. Milletin temsilcilerinin toplanabileceği tek yer artık Anadolu'ydu.
- Nasıl sorulur: Madde verilir, hangi ilkeyle ilgili olduğu sorulur. “Misâk-ı Millî'nin Türk milleti için önemini açıklayınız.” ve haritada Sevr ile Misâk-ı Millî sınırlarının karşılaştırılması istenir.
- Beklenen cevap: Millî sınırlar çizilmiş, tam bağımsızlık hedefi ilan edilmiş, kongre kararları meclis onayıyla hukukileşmiştir. Sevr Türklere yalnızca Orta Anadolu'da küçük bir alan bırakırken Misâk-ı Millî Mondros'ta elde bulunan toprakların bütününü vatan sayar.
- Çeldirici: “Misâk-ı Millî'de millî egemenlik ilkesine yer verilmiştir.” ifadesi yanlıştır; meclis padişaha bağlı olduğu için millî egemenlikten ve rejimden söz edilmemiştir. “Misâk-ı Millî'yi TBMM kabul etmiştir.” ifadesi de yanlıştır; kabul eden Osmanlı Mebusan Meclisi'dir.
- Karıştırma: Kapitülasyonların kaldırılması ekonomik bağımsızlıkla, halk oylaması halkın iradesiyle, azınlık maddesi karşılıklılık ilkesiyle ilgilidir.
Büyük Millet Meclisinin açılışı (23 Nisan 1920)
Öncesi
İstanbul'un işgaliyle Osmanlı başkenti ve meclisi düşmanın eline geçmiş, milletin iradesini temsil edecek bir kurum kalmamıştı. Mustafa Kemal Paşa işgali bütün dünyaya protesto etti; Anadolu'daki İtilaf subaylarını tutuklattı ve İstanbul'la resmî haberleşmeyi kesti. Ardından yayımladığı genelgeyle Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını duyurdu. Yeni seçilen temsilciler ile İstanbul'dan kaçabilen mebuslar Ankara'ya geldi.
Süreç
Meclis 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı. Mustafa Kemal Paşa meclis başkanlığına seçildi. Ertesi gün verdiği önerge kabul edildi; bu kararlar yeni devletin temel ilkelerini oluşturdu:
- Hükûmet kurmak zorunludur.
- Geçici bir hükûmet başkanı tanımak ya da padişah vekili atamak doğru değildir.
- Meclisin üstünde hiçbir güç yoktur.
- Yasama ve yürütme yetkileri mecliste toplanmıştır.
- Meclisten seçilecek bir heyet hükûmet işlerini yürütür; meclis başkanı bu heyetin de başkanıdır.
İlk meclisin özellikleri şunlardır: Kurucu meclistir, çünkü yeni bir devlet kurmuştur. Kuvvetler birliği ilkesini benimsemiştir; yasama, yürütme ve gerektiğinde yargı yetkisini kullanmıştır. Bakanları tek tek kendisi seçtiği için meclis hükûmeti sistemi uygulanmıştır. Farklı görüş ve mesleklerden üyeleri ortak amaç olan vatanın kurtuluşunda birleşmiştir.
Meclisin açılmasına İstanbul Hükûmeti ve İtilaf devletleri sert tepki gösterdi. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları hakkında idam kararı çıkarıldı; Millî Mücadele'ye katılanların dinden çıkmış sayılacağını bildiren fetvalar dağıtıldı. Anadolu'nun birçok yerinde ayaklanmalar çıktı. Ayaklanmalara karşı şu önlemler alındı:
| Önlem | Amacı |
|---|---|
| Hıyanet-i Vataniye Kanunu | Meclisin otoritesine karşı gelenleri vatan haini sayarak cezalandırmak |
| İstiklal Mahkemeleri | İsyancıları ve asker kaçaklarını hızlı biçimde yargılamak; üyeleri mebuslardan seçildi. |
| Ankara müftüsünün fetvası | İstanbul'dan gönderilen fetvaların etkisini kırmak |
| Anadolu Ajansı ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesi | Halkı doğru bilgilendirmek, kamuoyu oluşturmak |
Sonuç ve önemi
Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla millî egemenliğe dayanan yeni bir Türk devleti kuruldu. Temsil Heyeti'nin görevi sona erdi. Millî Mücadele artık milletin seçtiği bir meclis tarafından, hukuki bir zeminde yürütülüyordu. Ayaklanmalar meclisin otoritesini sarstı, düzenli ordunun kurulmasını geciktirdi ve Yunan ilerleyişini kolaylaştırdı; ancak bastırılmalarıyla meclisin Anadolu'daki otoritesi güçlendi.
- Nasıl sorulur: “I. TBMM'nin özelliklerini yazınız.” ve “Kuvvetler birliği ilkesinin benimsenmesinin nedeni nedir?” 24 Nisan kararlarından biri verilip yorumu istenir.
- Beklenen cevap: Kurucudur, kuvvetler birliğini ve meclis hükûmeti sistemini benimsemiştir. Kuvvetler birliği, olağanüstü koşullarda hızlı karar alıp uygulamak için benimsenmiştir.
- Çeldirici: “Padişah vekili atamak doğru değildir.” kararı saltanatın kaldırıldığını göstermez; meclis o gün saltanat konusunu açıkça tartışmamış, yalnızca kendi üstünde bir güç tanımadığını bildirmiştir.
- Karıştırma: “Meclisin üstünde güç yoktur.” millî egemenlikle, “Yasama ve yürütme meclistedir.” kuvvetler birliğiyle ilgilidir.
- Yorum: İstiklal Mahkemeleri üyelerinin mebuslardan seçilmesi, meclisin yargı yetkisini de kullandığını gösterir.
Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)
Öncesi
İtilaf devletleri Osmanlı Devleti'yle yapılacak barışı hemen imzalamadı; çünkü paylaşım konusunda kendi aralarında anlaşamıyorlardı. Antlaşmanın esasları Nisan 1920'de San Remo Konferansı'nda belirlendi. Osmanlı Hükûmeti şartları çok ağır buldu. Bunun üzerine İtilaf devletleri, Yunan ordusunu ileri sürerek Bursa'yı, Balıkesir'i ve Doğu Trakya'yı işgal ettirdi. Padişahın başkanlık ettiği Saltanat Şûrası antlaşmanın imzalanmasına karar verdi.
Süreç
| Konu | Sevr'in hükmü |
|---|---|
| Sınırlar | Doğu Trakya ve İzmir çevresi Yunanistan'a bırakılacak. Doğu Anadolu'da Ermenistan ve Kürdistan kurulacak. Antalya ve Konya çevresi İtalya'ya; Adana, Sivas ve Malatya çevresi Fransa'ya; Arabistan ve Irak İngiltere'ye bırakılacak. Osmanlı'ya yalnızca Orta Anadolu'da küçük bir toprak kalacak. |
| İstanbul ve Boğazlar | İstanbul Osmanlı başkenti olarak kalacak; ancak azınlık haklarına uyulmazsa geri alınabilecek. Boğazlar, içinde Osmanlı temsilcisi bulunmayan bir komisyon tarafından yönetilecek. |
| Ordu | Asker sayısı 50.700'le sınırlandırılacak; ağır silah, uçak ve donanma bulundurulamayacak. |
| Ekonomi | Kapitülasyonlardan bütün devletler yararlanacak. Osmanlı maliyesi İtilaf devletlerinin denetimine girecek. |
| Azınlıklar | Azınlıklara geniş ayrıcalıklar tanınacak. |
TBMM antlaşmayı tanımadığını ilan etti; imzalayanları ve onaylayan Saltanat Şûrası üyelerini vatan haini saydı.
Sonuç ve önemi
Sevr, Türk milletinin bağımsızlığını ve vatanını yok sayan bir antlaşmadır. Ancak hukuken geçersizdir: Kanun-ı Esasi'ye göre antlaşmaları onaylaması gereken Mebusan Meclisi kapalıydı; antlaşma hiçbir meclis tarafından onaylanmadı. Millî Mücadele'nin başarıya ulaşmasıyla uygulanamadı ve “ölü doğmuş” bir antlaşma olarak kaldı. Sevr, milletin gözünde İstanbul Hükûmeti'nin itibarını tamamen bitirdi ve TBMM'ye duyulan güveni artırdı.
- Nasıl sorulur: “Sevr Antlaşması'nın hukuken geçersiz olmasının nedeni nedir?” ve Sevr ile Misâk-ı Millî ya da Sevr ile Lozan karşılaştırmaları.
- Beklenen cevap: Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından onaylanmamıştır; TBMM de antlaşmayı tanımamıştır.
- Çeldirici: “Sevr ile İstanbul Osmanlı Devleti'nden alınmıştır.” ifadesi yanlıştır; İstanbul şartlı olarak Osmanlı'ya bırakılmıştır. “Sevr yürürlüğe girmiştir.” ifadesi de yanlıştır.
- Karıştırma: Sevr'de Boğazlar Komisyonu'nda Türk üye yoktur; Lozan'da komisyonun başkanı Türk'tür. Sevr'de kapitülasyonlar genişletilmiş, Lozan'da kaldırılmıştır.
Millî Mücadele'nin finansmanı
Öncesi
Millî Mücadele başladığında Anadolu'nun elinde ne dolu bir hazine ne de düzenli bir vergi sistemi vardı. Osmanlı maliyesi savaştan iflas etmiş hâlde çıkmış, devletin gelirlerinin önemli bölümü Düyûn-ı Umûmiye'nin elinde kalmıştı. Verimli topraklar, limanlar ve gümrükler işgal altındaydı. Silah ve cephane depoları İtilaf devletlerinin denetimindeydi. Buna karşın bir ordunun giydirilmesi, doyurulması ve silahlandırılması gerekiyordu.
Süreç
| Kaynak | Açıklama |
|---|---|
| Halkın bağış ve yardımları | Müdafaa-i Hukuk cemiyetleri para, yiyecek, giyecek ve hayvan topladı. Kuvâ-yı Milliye'nin ihtiyaçlarını bölge halkı karşıladı. |
| Vergiler ve el konulan gelirler | TBMM açıldıktan sonra vergileri kendi adına topladı; Anadolu'daki Düyûn-ı Umûmiye ve Osmanlı kurumlarının gelirlerine el koydu. |
| Tekâlif-i Milliye Emirleri (1921) | Sakarya Savaşı öncesinde halktan ordunun ihtiyaçları için belirli oranda mal ve malzeme istendi. |
| İstanbul'dan kaçırılan silahlar | Gizli örgütler, İtilaf denetimindeki depolardan silah ve cephane kaçırarak İnebolu üzerinden Anadolu'ya ulaştırdı. |
| Sovyet Rusya'nın yardımı | Altın, silah ve cephane yardımı yapıldı; en önemli dış kaynaktır. |
| Müslüman toplulukların yardımı | Hindistan Müslümanları başta olmak üzere çeşitli İslam toplulukları para gönderdi. |
İnebolu'ya çıkarılan silah ve cephane, çoğu kez kadınların, çocukların ve yaşlıların sürdüğü kağnılarla Kastamonu ve Çankırı üzerinden Ankara'ya taşındı. Bu güzergâh İstiklal Yolu olarak anılır.
Sonuç ve önemi
Millî Mücadele, borç para ya da büyük bir devletin desteğiyle değil, esas olarak milletin kendi imkânları ve fedakârlığıyla finanse edildi. Dış yardımlar önemliydi, ancak sınırlıydı. Bu durum mücadelenin kimseye borçlu kalmadan, tam bağımsızlık ilkesinden ödün vermeden sonuçlanmasını sağladı. Yokluklar içinde gösterilen dayanışma, Millî Mücadele ruhunun en açık göstergesidir.
- Nasıl sorulur: “Millî Mücadele'nin mali kaynaklarını yazınız.” ve “Millî Mücadele'nin büyük ölçüde halkın imkânlarıyla yürütülmesi hangi ilkeyle ilgilidir?”
- Beklenen cevap: Halkın bağışları, vergiler, Tekâlif-i Milliye, Sovyet Rusya'nın ve Müslüman toplulukların yardımları. Bu durum tam bağımsızlık ilkesiyle ilgilidir.
- Çeldirici: “Millî Mücadele dış borçlanmayla finanse edilmiştir.” ifadesi yanlıştır.
Hızlı tekrar
| Gelişme | Tarih | En önemli özelliği |
|---|---|---|
| Mondros | 30 Ekim 1918 | Osmanlı fiilen sona erdi; 7. madde en tehlikeli maddedir. |
| İzmir'in işgali | 15 Mayıs 1919 | Millî direnişi hızlandırdı; Bristol Raporu Türkleri haklı buldu. |
| Samsun'a çıkış | 19 Mayıs 1919 | Millî Mücadele fiilen başladı. |
| Havza Genelgesi | 28 Mayıs 1919 | Miting ve protesto; millî bilinci uyandırma |
| Amasya Genelgesi | 22 Haziran 1919 | Gerekçe, amaç, yöntem; millî egemenliğin ilk ifadesi |
| Erzurum Kongresi | 23 Temmuz 1919 | Toplanışı bölgesel, kararları millî; manda ilk kez reddedildi. |
| Sivas Kongresi | 4 Eylül 1919 | Cemiyetler birleşti; Temsil Heyeti bütün yurdu temsil etti. |
| Amasya Görüşmeleri | 20-22 Ekim 1919 | İstanbul Hükûmeti Temsil Heyeti'ni tanıdı. |
| Misâk-ı Millî | 28 Ocak 1920 | Millî sınırlar ve tam bağımsızlık; Mebusan Meclisi kabul etti. |
| İstanbul'un işgali | 16 Mart 1920 | Meclis dağıtıldı; TBMM'nin açılmasına zemin hazırladı. |
| BMM'nin açılışı | 23 Nisan 1920 | Millî egemenliğe dayalı yeni devlet; kuvvetler birliği |
| Sevr | 10 Ağustos 1920 | Hukuken geçersiz; uygulanamadı. |
Kendini dene
Soruları önce kendin cevaplamaya çalış, sonra cevabını kontrol et.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. ve 24. maddelerinin amaçlarını yazınız.
7. madde İtilaf devletlerine istedikleri her yeri işgal etme imkânı vererek bütün ülkeyi işgale açık hâle getirir. 24. madde Doğu Anadolu'da bir Ermeni devleti kurulmasına zemin hazırlamayı amaçlar.
İzmir'in Yunanistan'a verilmesinde İngiltere'nin tutumunun nedeni nedir?
İngiltere, Akdeniz'de kendisine rakip olabilecek güçlü bir İtalya istemiyordu; bu yüzden gizli antlaşmalarda İtalya'ya bırakılan İzmir'in Yunanistan'a verilmesini sağladı.
Kuvâ-yı Milliye'nin ortaya çıkış nedenlerini ve Millî Mücadele'ye katkılarını yazınız.
Nedenler: Ordunun terhis edilmesi, İstanbul Hükûmeti'nin işgallere sessiz kalması, işgal ve katliamların yayılması. Katkılar: Düşmanı oyalayarak düzenli ordunun kurulmasına zaman kazandırdı, direniş ruhunu canlı tuttu, iç isyanların bastırılmasına yardım etti.
Millî cemiyetlerin ortak özelliklerinden üçünü yazınız.
Bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır, basın yayın yoluyla haklılıklarını duyurmaya çalışmışlardır, Sivas Kongresi'nde tek çatı altında birleştirilmişlerdir.
Mustafa Kemal'in Samsun'a gönderilmesindeki resmî görev ile kendi amacı arasındaki farkı açıklayınız.
Resmî görevi Karadeniz bölgesinde asayişi sağlamak ve direniş örgütlerini dağıtmaktı. Kendi amacı ise Anadolu'da millî mücadeleyi başlatmak ve örgütlemekti.
Amasya Genelgesi neden bir ihtilal bildirisi niteliğinde sayılır?
Çünkü İstanbul Hükûmeti'nin görevini yapamadığını ilan etmiş, kurtuluşun milletin kendi kararıyla olacağını belirtmiş ve mevcut yönetimin dışında millî bir kurul oluşturulmasını istemiştir.
Erzurum ve Sivas kongrelerini toplanış amacı ve kararları bakımından karşılaştırınız.
Erzurum Kongresi doğu illerini korumak için toplanmıştır, yani toplanışı bölgeseldir; aldığı kararlar ise millîdir. Sivas Kongresi hem toplanışı hem kararları bakımından millîdir.
Sivas Kongresi'nde Temsil Heyeti'nin yürütme yetkisini kullandığını gösteren gelişme hangisidir?
Ali Fuat Paşa'nın Batı Anadolu Kuvâ-yı Milliye komutanlığına atanmasıdır.
Amasya Görüşmeleri'nin Millî Mücadele açısından en önemli sonucu nedir?
İstanbul Hükûmeti'nin Temsil Heyeti'ni resmen tanımasıdır.
Misâk-ı Millî'nin tam bağımsızlıkla ilgili maddesini ve önemini yazınız.
“Siyasi, adli ve mali gelişmemizi engelleyen sınırlamalar kaldırılmalıdır.” maddesidir. Kapitülasyonların kaldırılmasını ve her alanda bağımsızlığı hedefler.
İstanbul'un işgalinin Millî Mücadele'ye etkisi ne olmuştur?
Mebusan Meclisi dağıtılmış, milletin temsilcilerinin İstanbul'da çalışamayacağı görülmüş ve Ankara'da Büyük Millet Meclisinin açılmasına zemin hazırlanmıştır.
I. TBMM'nin kuvvetler birliği ilkesini benimsemesinin nedeni nedir?
Olağanüstü savaş koşullarında kararların hızlı alınıp uygulanmasını sağlamaktır.
TBMM'ye karşı çıkan ayaklanmalara karşı alınan önlemleri yazınız.
Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı, İstiklal Mahkemeleri kuruldu, Ankara müftüsünün fetvası yayımlandı, Anadolu Ajansı ve Hâkimiyet-i Milliye gazetesiyle halk bilgilendirildi.
Sevr Antlaşması neden hukuken geçersizdir?
Kanun-ı Esasi'ye göre antlaşmaları onaylaması gereken Mebusan Meclisi kapalıydı ve antlaşma onaylanmadı. TBMM de antlaşmayı tanımadı.
Millî Mücadele'nin büyük ölçüde halkın imkânlarıyla finanse edilmesinin önemi nedir?
Mücadele hiçbir devlete borçlu kalmadan, tam bağımsızlık ilkesinden ödün verilmeden yürütülmüştür.
Havza milleti uyandırdı, Amasya yolu gösterdi, Erzurum mandayı reddetti, Sivas milleti birleştirdi, Misâk-ı Millî sınırı çizdi, Büyük Millet Meclisi ise devleti kurdu.