10. Sınıf Tarih 1. Ünite 2. Konu Özeti: Devlet ve Ordu Teşkilatında Değişim
Bu yazıda 10. sınıf tarih 1. ünite “Türkistan'dan Türkiye'ye (1040-1299)” ünitesinin ikinci konusu olan devlet ve ordu teşkilatındaki değişimi özetliyoruz. Kuttan zıllullaha hâkimiyet anlayışını, Selçuklu divanlarını, atabeyliği, hukuku, hükümdarlık alametlerini ve ordu teşkilatını öğreneceksin. Ünitenin tamamını PDF olarak da indirebilirsin.
Hâkimiyet anlayışında değişim ve süreklilik
İlk Türk devletlerinde hükümdarın yönetme yetkisini Gök Tanrı'dan aldığına inanılır ve buna kut denirdi. Kut sınırsız bir güç değildi; adaletli davranmayan, töreye uymayan hükümdarın kutunu kaybedeceğine inanılırdı. İslamiyet'ten sonra bu anlayış ortadan kalkmadı, yeni bir biçime büründü:
| İslamiyet öncesi | İslamiyet sonrası | |
|---|---|---|
| Yetkinin kaynağı | Kut (Gök Tanrı'dan) | Zıllullah fi'l-arz: Hükümdar Allah'ın yeryüzündeki gölgesi |
| Devlet kavramı | İl | Mülk |
| Hukuk | Töre | Töre (örfi hukuk) ile birlikte şer'i hukuk |
| Cihan hâkimiyeti | Dünyayı Türk töresine göre yönetme ülküsü | İ'lâ-yı kelimetullah (Allah'ın adını yüceltme) ve nizam-ı âlem (dünya düzeni) |
| Meşruiyet | Kut ve kurultay | Abbasi halifesinin onayı da eklendi |
Hükümdarlar Türkçe unvanları korurken İslami unvanlar da kullandı. Karahanlılarda hakan, arslan han, ilig han unvanları görülür; sultan unvanını ilk kullanan Türk hükümdarı Gazneli Mahmud'dur. Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig'inde devletin ayakta kalması güçlü ordu, zengin halk ve adil kanunlar arasındaki dengeye bağlanır.
Merkez teşkilatı: kurultaydan divana
İlk Türk devletlerindeki kurultayın yerini Türk-İslam devletlerinde divan aldı. Karahanlı ve Gaznelilerde gelişen divan teşkilatı, Büyük Selçuklularda uzmanlaşmış birimlere ayrıldı.
| Divan | Görevi |
|---|---|
| Divan-ı Saltanat (Büyük Divan, Divan-ı A'lâ) | Devlet işlerinin görüşüldüğü en yüksek kurul; başında vezir bulunurdu. |
| Divan-ı Tuğra (İnşa) | İç ve dış yazışmalar, fermanlar |
| Divan-ı İstifa | Mali işler, gelir-gider |
| Divan-ı Arz | Askerî işler |
| Divan-ı İşraf | Devlet işlerinin ve malî işlerin denetimi |
| Divan-ı Mezalim | Devlet görevlilerinden şikâyetçi olanların davalarına sultanın başkanlığında bakılırdı. |
Sarayda da görev dağılımı vardı: hâcib (sarayın düzeni ve sultanla görüşmeler), emîr-i candar (saray muhafızları), emîr-i silah (silahlar), emîr-i âhur (ahırlar), emîr-i şikâr (av işleri) ve emîr-i alem (sancak). Bu, devletin giderek uzmanlaşan bir bürokrasiye dönüştüğünü gösterir.
Veraset, taşra yönetimi ve atabeylik
Türklerde ülke hanedanın ortak malı sayılırdı. Hanedanın bütün erkek üyelerinin tahtta hakkı olduğuna inanıldığından taht kavgaları sık yaşandı. Alp Arslan oğlu Melikşah'ı veliaht ilan etmesine rağmen amcası Kavurt Bey'in taht için isyan etmesi bunun örneğidir.
Şehzadeler melik unvanıyla eyaletlere gönderilir, yanlarına yönetim tecrübesi kazandırmak için atabey denilen eğitmen devlet adamları verilirdi.
Başta şehzadeleri yetiştirmek için kurulan atabeylik zamanla sorun oldu: Güçlenen atabeyler bulundukları bölgelerde bağımsız hareket etti, atabeylikler kurdu ve merkezî otoriteyi zayıflattı. Bu tecrübeyi gören Türkiye Selçukluları atabeylerin yetkilerini sınırladı.
Taşrada şıhne (askerî vali), amîd (sivil yönetici), kadı (yargı), subaşı (güvenlik) ve muhtesip (çarşı-pazar denetimi) görev yapardı. Berid teşkilatı posta ve haberleşmeyi yürütürdü.
Hukuk ve hükümdarlık alametleri
Selçuklularda hukuk ikiye ayrılırdı: Dinî kurallara dayanan şer'i hukuk davalarına kadılar bakar, kadıların başında kâdılkudât bulunurdu. Gelenek ve devlet ihtiyaçlarına dayanan örfi hukuk davalarına ise emîr-i dâd bakardı. Askerlerin davalarını kadıasker görürdü.
| Eski Türk alametleri (devam etti) | İslamiyet'le eklenenler |
|---|---|
| Taht, otağ, tuğ, davul, bayrak ve sancak, kılıç, ok ve yay | Hutbe okutmak, sikke (para) bastırmak, çetr (hükümdar şemsiyesi), taç, tuğra, nevbet (belli vakitlerde çalınan mehter), hil'at (hediye kaftan) |
Hutbe ve sikke: Türk-İslam devletlerinde bir hükümdar adına hutbe okutulması ve para bastırılması, o hükümdarın bağımsızlığının en önemli göstergesiydi.
Ordu teşkilatı
Türk-İslam devletlerinde ordu-millet anlayışı, onlu sistem ve süvari ağırlıklı ordu gibi eski Türk askerî gelenekleri devam etti. Bunlara yeni unsurlar eklendi:
- Saray muhafızları: Karahanlılarda turgak ve yatgak adıyla anılırdı.
- Gulamlar: Küçük yaşta alınıp sarayda yetiştirilen, doğrudan hükümdara bağlı askerlerdi. Gazneli ve Büyük Selçuklu ordularının önemli bir kısmını oluşturdu.
- İkta askerleri: Toprak gelirlerini alan ikta sahipleri karşılığında asker yetiştirirdi. Böylece hazineye yük olmadan büyük bir ordu beslenirdi.
- Türkmenler: Uç bölgelerde akıncı olarak fetihleri sürdürdü.
- Filler ve kuşatma araçları: Gazneliler savaşta fil kullandı; kale kuşatmalarında mancınık ve arrade kullanıldı.
- Donanma: Türkiye Selçukluları Antalya, Alanya ve Sinop'u alınca donanma kurdu. Donanma komutanına Reisü'l-bahr ya da Melikü's-sevahil denirdi.
Kendini dene
Soruları önce kendin cevaplamaya çalış, sonra cevabını kontrol et.
Kut anlayışının İslamiyet'ten sonra nasıl bir biçim aldığını açıklayınız.
Yönetme yetkisinin Tanrı'dan geldiği düşüncesi sürdü; hükümdar Allah'ın yeryüzündeki gölgesi (zıllullah fi'l-arz) olarak görülmeye başlandı.
Büyük Selçuklularda Divan-ı İstifa, Divan-ı Arz ve Divan-ı İşraf'ın görevlerini yazınız.
Divan-ı İstifa mali işlere, Divan-ı Arz askerî işlere, Divan-ı İşraf devlet işlerinin denetimine bakardı.
Ülkenin hanedanın ortak malı sayılmasının sonuçlarını açıklayınız.
Hanedanın bütün erkek üyeleri tahtta hak iddia ettiği için taht kavgaları çıktı ve merkezî otorite zayıfladı.
Atabeylik sistemi neden kurulmuş ve zamanla hangi soruna yol açmıştır?
Şehzadeleri yönetime hazırlamak için kuruldu; zamanla güçlenen atabeyler bağımsız hareket edip merkezî otoriteyi zayıflattı.
Şer'i ve örfi hukuk arasındaki farkı yazınız.
Şer'i hukuk dinî kurallara dayanır ve kadılar uygular; örfi hukuk gelenek ve devlet ihtiyaçlarına dayanır ve emîr-i dâd bakar.
İkta sisteminin devlete askerî ve ekonomik katkılarını açıklayınız.
Hazineye yük olmadan ordu beslendi, vergiler yerinde toplandı, tarımsal üretim sürdü.
Kut zıllullah oldu, kurultay divan oldu, il mülk oldu; ama ordu-millet anlayışı, onlu sistem ve süvari gücü değişmeden sürdü.